18 Ağustos 2024 Pazar

Barış İsimli Bebek!

 Barış İsimli Bebek!

 

                             Kutsal toprakların,
                             Kanayan yarası için!

 

Nedense hep
Ağlayıp duruyoruz
Sokak başlarına yağmur yağarken
Kutsalın barışı yok mu?
Barışın kutsalı gerçek olmaz mı 

Hoyratları biraz arala
Masala başlar gibi şiire başla
Nasıl olsa
Ölen insan öldüren insan
Yazmak değil
Yaşamak gerek çekilen acıları
Ölü deniz kanlı deniz olunca 

Yaşam
Bilindiği kadar zor değil
Nelere yürek koymuşuz
Nelere gönül
Bedel denen sözcüğü
Nerelere yazmışız
Kader denen sözcüğün
Üstünü karalarken 

Bitti diyorum
O küçük serzenişler bitti
Büyük umutların ötesi
Büyük düşüncelerin endişesi
Beynimin kervanına katılıyor
Büyüler çözüldü
Sevdalı yüreklerin önünde 

Çöl sıcak
Çöl geçilmez kan deryası
Çekilen sancıdır
Sancı
Bir ananın
Karnındaki nefestir
Gün gelir bu nefes
Düşer toprağa 

Doğum şiirle olacaktır
Bir deve kervanı çıngırağında
Çöl kumuna ses deyince
Barış isimli bebek
Sesini bulacaktır
Göreceksin 

Sancılar çoğaldı
Kadın ana diz kırıyor
Çölün sıcak toprağına
Neredesin bebek
Ses ver 

Gel gel
Barış isimli bebek
Seni bekliyor savaşın çocukları
Sapanla taş fırlatırken
Ölüm dansı yapıyorlar
Sende gel, sende katıl
Bu çocuk oyununa
Barış isimli bebek 

Bedel çoktan verildi
Haydi gel...

 

                            Orhan Bahçıvan, »Halis Kızılateş«
                            »Yasamal Şiirleri« Kitabımdan…

 


19 Temmuz 2024 Cuma

Ozan İnci Kimdir?

Ozan İnci Kimdir?
 

Gurbet Kültürüyle Büyüyen Ozan!
Senin Sesin Soluğun Gurbet Kokuyor! 

İnsanoğlu nerede nasıl yaşarsa yaşasın kültürel varlığı köken olarak geldiği topraklara bağlanır. Nerde nasıl yaşarsa yaşasın, üzerinde vatan toprağının kukusunu bulundurur. Ben öz olarak şunu demek istiyorum, bu küçücük yazımda adını ve eserlerini anlatacağım ozanın gurbetin kucağında gurbet kültürüyle büyüyen biri olmasına rağmen halen yaşamında Anadolu ezgilerinin yer alması, yazın dünyasının içinde olması bir güzelliktir. 

Sözünü ettiğim isim Şükran Yıldırım'dır. Ben bu isimle tanıdım, bu isimler karşılaştım. Yazdığı dörtlükleri bu isimle okudum. Sonra kendisine kısık bir sesle “ozanlık usta çırak ilişkisiyle gelişirse daha güzel olur” gibi bazı sözleri söyledim ve şiirsel teknik bilgilerin de olmasını usul usul anlattım. Bu konuda hemen anlaştık. 

Ben Şükran’a bildiği ve 12 yaşından bu yana yazmaya çalıştığı yüzlerce şiiri yeniden elden geçirmesini ve verdiğim mahlası ile işleyerek yeniden yazmasını önerdim. Bu konuda kendisi büyük bir çaba göstererek kısa sürede tüm koşmalarını yeniden elden geçirerek yazmaya başladı. İşte bu yeniden yazma olayı Şükran Yıldırım’ı Ozan İnci düzeyine taşıdı diyebilirim. Daha sonra ozanlık kültürüyle yoğunlaşması, benim önerdiğim onlarca ozan kitabını okuması, gündeme gelince kısa bir zamanda yeşerip güçlenerek günümüze kadar gelmesini başarmıştır. 

Kendisine İnci mahlasını verdim, şiirlerinde sadece bu mahlası kullanmasını söyledim. Ozanlık geleneğinde bir Ozan İnci olmasını istedim. İstenileni en güzel şekliyle yaşatan bir ozandır. 

Bizim ozanlık geleneğimizde bilinen bir gerçek vardır. Bu gerçeği hepimiz biliriz de bilmemezlikten geliriz. Bizim ozanlarımız genel olarak okuma yazma bilmeyen kulak dolusuyla alınan bilgilerle usta çırak ilişkisi içinde yürüyenlerdir. Gerçi son yıllarda belli okulları bitirenler vardır ama halen bir ozanlık bilgilerini aktaran okulun olmaması üzüntü vericidir. 

Asıl adı Şükran Yıldırım olan Ozan İnci’nin bu konuda değişik bir sesi vardır. Yaşamı itibarıyla koşullar gereği iki anadil bilen biridir. Bu iki dil Türkçe ve Almancadır. Türkçeyi çok iyi biliyor, ikinci anadil konumunda olan Almancayı da çok iyi bildiğini yazmalıyım. 

Ben yıllardır yazılarımda bunu ısrarla söylüyorum. Artık ozanlık geleneğini sürdüren ozanlarımız, gelenek içinde var olan makamlardan en az 32 tanesini bilmeli. Yazdığı her eserini notaya alıp, kendi kitabıyla yayınlamalı. 

Koşma türlerine gelince, bu türleri belli başlı yazılarımda defalarca tek tek anlatarak aktarmışım. Evet, bu şiir türlerinden, kendisine ustayım diyen bir ozanın en az 12 tanesini bilmesi gerekiyor.

Ozan koşmalarında her türün kendisine has bir de havası yani makamı vardır. Bu ozanlık geleneği sistem olarak en güzeli Kardeş Azerbaycan ülkesinde yaşatılıyor. O halde kardeş Azerbaycan ülkesini örnek almalıyız. Dolayısıyla, “Türk Halk Ozanları” günümüzde okuma yazma bilmeyen birileri olarak değil, artık mektepli olmalı diyorum…

Şunu tekrar ederek yazıyı sürdürelim. Ozanlık geleneği okul düzeyine getirilmeli. Yani belli başlı bir okul bitirmesi, diplomalı ozan olması gerekiyor demeliyim. Devlet bunu zorunlu kılmalı. İsteğe bağlı yan ısıra, bir de yabancı dil bilmeleri hiç de fena olmaz diyelim. 

Ozanlık kavramı çağdaş ulusal düzeye taşınmalı. Kardeş Azerbaycan devletinin ozan yetiştirme sistemi örnek alınarak, usta çırak ilişkisi kapsamında meslek okulları açılmalı diyorum. Yani gelenek olarak varlığını sürdüren usta çırak ilişkisi, öğretmen öğrenci ilişkisine taşınmalı. Çağdaş ozanlık geleneği başlamalı demeliyim. 

Gelelim Ozan İnci’nin yaşamı hakkındaki bilgilere, bu bilgileri Bekir Karadeniz’in kaleminden aktaralım. Sonra da Ozan İnci mahlasıyla yazılarak şu anda dört güzel kitapta toplanarak yayınlanmış şiirlerinden küçük bir seçki okuyalım. 

Ozan İnci Kimdir? 

Yeni düştüm bir amansız sevdaya
İki gözüm iki çeşme gidiyor
Nice bahar gelip geçti gülmeden
Umudumu sakın deşme gidiyor 

»1973 yılında Duisburg’da (Almanya) doğdu. Asıl adı Şükran Yıldırım’dir. İlk ve ortaöğrenimini Duisburg’da tamamladı. 

Küçük yaşlarda şiirle türkülerle ilgilenmeye başladı. İlk şiirlerini yaklaşık 12 yaşında yazdı. Bu dönemden itibaren halk müziği gruplarına devam ederek ve halk oyunları ekiplerin-de çalışarak kendini geliştirdi. 15 yaşından itibaren de meslek lisesindeki eğitimi sırasında halk oyunları öğretmeye başladı. Aynı dönemde bağlama dersleri de aldı. 

Ozan İnci, folklora ilişkin çalışmaları dışında resimle ilgilen-di. Bu bağlamda birçok kursa katıldı ve değişik ressamlar-dan ders aldı. Bir dönem yaptığı tabloları satarak yaşamını sürdürmeye çalıştı. 

Okuduğu kitaplar ve karşılaştığı birçok başka şair ve aşık aracılığıyla kendini geliştiren Ozan İnci’ye mahlası da Orhan Bahçıvan tarafından verildi. Ozan İnci, Yunus’tan Karac’oğlan’a, Ferman Baba’dan Mahzuni’ye birçok aşıktan etkilenerek şiirlerinde de hemen her konuyu işledi.« 

Yazının sonuna gelince bir başka yazımda söylediğim sözü buraya da almalıyım. 

Halk Ozanı Olmayan Ozanın, Halkın Teknesine El Uzatmaya Hakkı Yoktur. 

*****
Ben 

Hep o yari gördüm göz yaslarımda
Damlada kendimi bulamadım ben
Hasretim ağlıyor dağ başlarında
Kendimi bu aşktan alamadım ben 

Benim bu düşlerim gülmez mi bana
Her gece ağlarım ben yana yana
Yaram kanar merhem olmaz bu cana
Can dediğim canda kalamadım ben 

Vurgun yer yüreğim dinmez hep sızlar
Aşka geçit vermez vefasız kullar
Türküler söylenmez çalmıyor sazlar
Kederi günümden silemedim ben 

İnci’nin yüreği yanar kavrulur
Dağılır dökülür yelle savrulur
Umutlarım bir bir döner devrilir
Söyle bir sevdayla dolamadım ben
*****
Perişan! 

Ah eder yanarım ben bu cihana
Doğruyu söyleyen diller perişan
Nasıl düşmeyeyim canlar fermana
Umutlar tükenmiş eller perişan 

Üstüme gelmeyin dumanlı dağlar
Güneşi görmeyen her günüm ağlar
Aşkın bahçesinde çözülmüş bağlar
Dikenler içinde güller perişan 

Aşk ateşi sardı dört bir yanımı
Sönmeyen alevler yaktı canımı
Felek kement ile yıktın hanımı
Dost iline giden yollar perişan 

İnci der ki seven ayrılmaz yardan
Ehl-i dil aşıklar kurtulmaz nardan
Dünyanın nimeti hep ah u zardan
Neden sevda çeken kullar perişan
*****
Yıktın Beni 

Kara kaşlı ela gözlü yiğidim
Aşkın semalarda sen yıktın beni
Sendin sevmelerin bir tek sebebi
Aşkın semalarda sen yıktın beni 

Hayatımdan sorumlusun bil ki yar
Söyle nasıl geçer sensiz bu bahar
Yüreğimi yakan aşk denen onar
Aşkın semalarda sen yıktın beni 

Ellerim buz tuttu yürek yanıyor
Hap ağlattın beni içim kanıyor
Her gören İnci’yi deli sanıyor
Aşkın semalarda sen yıktın beni
*****
Oldu 

Gel gönül göçelim bizim ellere
Dağlarımız boran oldu kış oldu
Hasretlik yürüdü düştü dillere
Bağlarımız boran oldu kış oldu 

Kimse durduramaz geçen zamanı
Sana yük eyledim ahtı amanı
Bu ömür götürmez bunca gümanı
Ağlarımız boran oldu kış oldu 

Boşaymış gurbette hayaller boşa
Ozan İnci esir gözünde yaşa
Daha ne gelecek Kim bilir başa
Çağlarımız boran oldu kış oldu
*****
Gidiyor 

Yeni düştüm bir amansız sevdaya
İki gözüm iki çeşme gidiyor
Nice bahar gelip geçti gülmeden
Umudumu sakın deşme gidiyor 

Sabır dedim güneş doğar yar bir gün
Derde deva olmaz olmaz yar her gün
Gönül aşkı taşıyorsan sen her gün
Vefasıza umut düşme gidiyor 

Ağlatma yar gayrı bana yazıktır
O gülüş o bakış cana azıktır
Zaman derler yola düşen tuzaktır
Bırak artık yeter koşma gidiyor 

Ozan İnci derdim kime söyleyim
Zalim felek ettiğini neyleyim
Yarla gören bu gözlere neyleyim
Yanan bu sineme şaşma gidiyor
*****
Korkarım! 

Derviş oldum hırka giydim kendimden
Gurbeti dolanan yoldan korkarım!
Düşürsün bu kader sılama beni
Yalana burunmuş dilden korkarım! 

Deli gönül ağlar döner pervane
Dertleri kefene sarmak bahane
Benim dünyam sevdam gibi şahane
Dumana sarılmış yelden korkarım! 

Varsıl devrilirse bir gün üzülür
Gelip geçer zaman ömür süzülür
Ağladıkça gözden yaşlar süzülür
Ateşlere düşen selden korkarım! 

Kerem ile Aslı aşktır ezelden
Ömür daim olur her dem güzelden
İnci susmaz oldu ağlar gazelden
Yapraksız yetişen daldan korkarım!
*****
Ölemem ki 

Zorla giremem kalbine
Ne istersin bilemem ki
Gideceksin sen yarine
Bile bile kalamam ki 

Karışma diyorsun bana
Gayri sözüm olmaz sana
Bir daha gel deme bana
Gel diyince gelemem ki 

İnci gibi sandım seni
Yüreğin aldatmış beni
Ele gidiyorsun hani
Dura dura ölemem ki
*****
Pişman mıdır? 

Güllerden bal toplar arı
Süzdüğüne pişman mıdır?
Deli gönül bu sevdayı
Yazdığına pişman mıdır? 

Yoruldu bu kalem elde
Sevda türkü oldu dilde
Bu yüreğim gurbet elde
Gezdiğine pişman mıdır? 

Yollarda yürürüm yayan
Yok mu İnci sesin duyan
seni böyle garip koyan
Üzdüğüne pişman mıdır?
*****
Gönül Dostu 

Gönül dostu kalır oldu gurbette
Onun için akar durur gözyaşım
Acıyı borç aldım zalim felekte
Dertlerden kurtulmaz belalı başım 

Kaderin çimesi milimdir şaşmaz
Yanımda oturur ellere koşmaz
Gönül garibandır dağları aşmaz
Zehir zıkkım oldu yenmiyor aşım 

Ozan İnci sesin esti savruldu
Umutların bir kenara devrildi
Yandı yürek ateşlerde kavruldu
Acılar içinde yanıyor döşüm.

 

Hazırlayan: Orhan Bahçıvan, »Halis Kızılateş«
Kaynak: Ozanlar. Biz Sayfası.
Ozan İnci'nin Dört Şiir Kitabı.


 


16 Haziran 2024 Pazar

Ardahan / Göle Kültürünü Anımsarken!

 


Ardahan / Göle Kültürünü Anımsarken!

Allıturna Dergisine gönderdiğim
Göle Kültürü Hakkında Giriş Yazısıdır. 

Asya içlerinden ve Kafkaslardan sürüp gelen göçlerin ardı arkası kesilmiyordu. Binlerce yıl sürüp gelen bu göçlerin geçtiği yer, Göle ovası ve dolaylarıydı. Bu yüzden Kuzey Doğu Anadolu bölgesi ve özellikle Kars Göle yöreleri göçüp gelen bu göçlerin zamanla konaklayıp kaldığı ya da geçit olarak, göçmenlerin geçip gittiği güzergâh oldu. 

Genelde yazın dünyasında, tarih sayfalarında her nedense doğudan batıya gelen göçler anlatılırken, bu göç olayını bir tek Türk halkı üstünde tanımlamak pek doğru bir olay değildir. Bu yazıda Batı, Kuzey, Güney ve Doğu yönlerinden akan göçlerin varlığını da anlatmalıyız. Batıdan doğuya yapılan seferlerden söz edersek bunların adlarını tarih sayfalarında bulmak mümkündür. Yani tarih tek yönlü ele alınmamalıdır. 

Bir de kuzeyden güneye akan göçler, güneyden kuzeye akan göçler ele alınırsa, benim de içinde olduğum Çolaklu oymağı adıyla tanımladığımız oymak gibi nice nice oymakların da güneyden kuzeye akıp gelen göçlerin içinde olduğunu biliyoruz. 

Bundan dolayı, Göle ovası ve çevre yöreler, yani bu güzergâhın yerli halkı sürekli olarak değişik ulusların kültürleriyle beslendi. Bu yöreye gelip geçen göçlerin gelenek, görenek, dil ve inançları sürekli kaynaşıp karıştı. Deyim yerindeyse harman oldu, harmanlaştı. Harmanlaşan bu kültürler, bir yandan birbirlerini yok ederken, diğer bir yandan da birbirlerini zenginleştirip geliştirdi. Güzel olan, iyi olan, halkın beğenisini kazanan kalıcı oldu. Halkın bellek sınavından geçenler günümüze ulaştı. Ya geçmeyenler ise silinip gitti. 

Bugün bile Göle yöresinde birbirini tamamlayan nice güzel değerler vardır. Bu değerlerin biri de yöresel türkülerdir. 

Türküler, bilindiği gibi, başlangıçta bir kişinin ağzından çıkar. O kişinin yüreğinin sesidir. Ama bu türküyü halk severse, benimserse, bu türkü halk dilinde kabul gördüğü zaman, Toplumun sesine dönüşür. Giderek toplumun malı olur. 

Türküler zaman içinde, vardıkları yerlere göre değişikliklere uğrasalar da yerel konumlarını bir ölçüde korurlar. İşte Celal-Oğlan adıyla ünlenen yöre ağıdını örnek olarak gösterebiliriz. 

Yurdun değişik yörelerinde, ağız ve şive değişimine uğrayarak sayısız çeşitlemeler halinde söylenen Celal-Oğlan ağıdı, Göle yöresinde Celal-Oğlan’ın bacısının yaktığı bir ağıt olarak bilinmesi ve kaynağının Göle sahasının olması önemli bir etkendir. 

Türküleri kendi havalarıyla söylemek kadar, onları derlemek, yaşatmak, kitlelere ulaştırmak da önemlidir. 

Yaprak dalında güzel, insan yurdunda... 

Kültür demeden önce, türkü demeden önce, özlemlerimi dile getirmek istiyordum. Benim özlemlerim nasıl yazılır. Gelin hep birlikte görelim. 

Göle halkı anadan doğma gurbetçidir. Bu gurbet olayını türkülerde bulmak kadar doğal bir şey olamaz. Türküler Göle ovasının rüzgarıdır. Bu rüzgâr alır sesimizi götürür taa uzaklara. Öyle bir götürür ki, gittiği yerlerde biz bile kendi sesimizi tanımaz oluruz. 

Ben, Göle ovasının doğal güzellikleri arasında büyüdüm. Ben bir Göleli olarak topraksız olduğumdan dolayı göçtüm. Göçtüğüm topraklarda yaşantımı sürdürürken, hep Göle’yi aradım. Özlemlerim tümüyle Göle ovasınaydı. 

Neydi beni oralara sıkıca bağlayan. Deyin bakalım dostlar, nasıl unuturum, Göle ovasının ortasında bulunan köyümü. Mayıs ayında açan bin bir renkli çiçekleri. O köy havasını, soğuk suyunu, kazları, tavukları, hindileri, ördekleri, Kızılgedik Dağına sığınmış yaylaları, Yasamal Dağındaki Zemzem yaylasını. Canibey yaylasını, Acı Suyu, Kışın giyilen tiftik çorabını ve tiftik papağını, tiftik eldiven ile tiftik atkıyı üşüdükçe arıyorum. Dört tekerli arabam karlı yolda kalınca. Zankayı gözlerimin önünden öteye itemiyorum. 

Bütün dertlere deva olduğunu söylüyordu anam. Kekik kokulu mor ineğin sütünü, Sütün üstündeki kaymağı, tere yağını, yoğurdunu ayranını, lorunu çumayı, kaşar peynirini Ardahan balını, göyermiş çeçil peynirini, Pağacı, Gömme ekmeğini, hasutayı, keteyi, katmeri, fesselliyi, bişiyi, mafişi, kesme aşını, kaz etini, kavurmayı, hediği, özlememek elde mi? 

Tarlalarda toplayıp yediğimiz, Kobuğu, mediği, yemliği, addolu kımıyı, kımı turşusunu, dırşoyu, sirim otunu, evelik otunu, evelik aşını, tel pancarını, yarpuzu, çiğeleği, (yaban çileğini), böğürtleni ve daha saymayı unuttuğu nice nice güzellikleri, rüyalarda bile göremez oldum. 

Ocak başı sohbetlerini, Aşıkların gelip meydan aldığı odaları, bayram günlerini, düğünleri, halayları, yeşil çayırlarda müjde yastığı getirmek için yarışan atlıları. Al-yeşil duvaklı gelin alaylarını, artık türkülerin içinde buluyorum. Çünkü ben bir gurbet çocuğuyum. Bu saydıklarım benimle bu ellere gelmediler. Onlar, o toprakların üstünde kaldı. O topraklar asla benim toprağım olmadı. Çünkü ben topraksız bir yerliydim. Bu gurbet ellerinde, beni hiç mi hiç bırakmayan dostlarımda vardı. Bunlar türkülerdi. Türküler her nereye gittimse benimle beraber geldiler. Çünkü onlar da benim gibi sürgün olmuştular. Güzel türkülerim, canlarım benim. Dostlarım benim. Şimdi, sizleri yazmak istiyorum. Bundan sonraki bölüme. 

Göle yöresinde, söylenceler, destanlar, masallar, ağıtlar, ninniler, maniler, halay türküleri, aşk türküleri, lirik türküler, kendilerine özgü yöntemleriyle soframa otururlar. 

Köroğlu’nun yedi kol destanları, Kiziroğlu’nun, Köroğlu’yla olan kavgası, Köroğlu’nun çobanla olan “Namın yürüsün Köroğlu” ata sözünü içeren hikâye. Mihrali Bey Destanı’nı anımsarken, Yemen türkülerine ses vermeden geçemiyorum. “Hemene de benim beyim hemene/ Mihrali Bey endi m’ola Yemene/ Çadırların kurdu m’ola çimene”[1] Ünlü aşıkların muammalı atışmaları ve anlatıları ses olarak hep yanımda, hep benimle. 

Göle yöresinin en yaygın oyun türlerinden biri de halaylardır. Halaylar; el ele tutularak, yan yana dizilerek, Kadınlı erkekli karışık oynanır. “Deme-çevirme” adıyla anılan çift sesli türküler eşliğinde oynadığımız oyunlardır. Bu türküler ezgi bakımından çokça zengindir. Söz olarak, sürekli tekrardan oluşanları da vardır 

Kültür bölümüne aldığım türkülerin söyleniş ezgileri, kendi sistemiyle biliniyor. Gönül isterdi ki, burada notalarıyla birlikte yayınlansın. Ama, şimdilik bu olanak elimizde olmadığı için, sözlerini vermekle yetineceğiz.

Kimi türkülerin, hangi olaylardan nasıl doğduğunu yazmak isterdim. Bunu da sonraki zamana bıraktım. Yüz yıllardır halkın dilinden süzülüp gelen türküleri yıllar önce derlemeye başlamıştım. 

Bu derlediğim türkülerin 43 tanesini Allıturna dergisinin 19 20 21 22. sayılarında 1989 yılında yayımladım. Bu dergiyi Can Yoksul Almanya’nın Detmold şehrinde çıkarıyordu. Daha sonra, aynı derginin 27. sayısında, (Köroğlu özel sayısı), Kars-Göle varyantını yayımladım. Şimdi ise elimde yüzlerce Göle yöresine ait türküler vardır. Bunların içinden seçtiklerimi bu siteye aktarıyorum. Bu türküler, yukarıda sözü edilen dergide yayımlanmıştır. 

Allıturna Dergisi 19 20 21 22. Sayıları 1989.
Orhan Bahçıvan »Halis Kızılateş«



[1] Susuzlu Aşık Sadık: Mehrali Bey Destanı. Yörede bu destana, ikinci Köroğlu destanı deniliyor. Yine bu yörede söylenilen Yemen türkülerinin birçoğu bu destan içinde geçmektedir.

11 Haziran 2024 Salı

Yazın Dünyasında Harun Yiğit Kalemi!

 Yazın Dünyasında Harun Yiğit Kalemi! 

 

Üç Satırlık

Sevgi doğurdu
Umut yaşattı
Zulüm öldürdü beni 

Beton yığını harabeler arasında yaşam sürdüren bir kırlangıç gibidir üç satırlık dizelerin sahibi. Gün olur, kendini güneşin kucağına bırakır. Gün olur bozkır rüzgârlarına. Gün olur ırmakların akışıyla deryaların yolunu bulmak için, orkinoslara özenir. 

Ama en güzeli benim gönül rahatlığıyla duyabildiğim bir ses olması, beni ona yaklaştırıyor. 

Yaşanası Dünyada
İnsanın gönlündeki
Sevgi yeşermedikçe
Cehennem yaşanacaktır
Barış olmayan
Şu yaşanılası dünyada 

Yönünü insana dönüyor, gönlünü sevgiyle yoğurup, sevdayla akıtıyor. Şiirlerini, kır çiçekleri gibi, bozkırların üstüne bırakıyor. Etten ve kemikten oluşmuş bedeniyle, gurbetin acılı yaşamında çırpınıyor bir yaralı kuş gibi. 

Sahipsizliğini, kimsesizliğini gelinciğin yaprağıyla süsleyip, kelebeğin kanadına bindiriyor ve öylece milim milim şiirlerin içine akıtıyor. 

Yanan yüreğim 

Karanlıkta
Kirpiklerim üstüne
Kar düştü
Gözlerimden
Yanaklarım üstüne
İki damla yaş düştü
Yarık yarık
Suya hasret toprak gibi
Sana hasret dudaklarım
Yanan yüreğim
Bir dokunsan
Anında sönecek 

Karlı boranlı dağların doruk noktalarından geçerken, üşüdüğünü anlıyorum. Vatan hasreti denilen yağmurlarla ıslandığını görüyorum. Ben, okuduğum şiirlerin sahibini anlıyorum, biliyorum gibi sözlerle anlatmaya çabaladığımı elbette ki biliyorsunuz. Bildiğiniz bilgiler bununla kalmasın, elimde tuttuğum ikinci şiir kitabı "Duy Yunus Emre" den şiirler okudukça nelere ulaştığını ve neleri gözlemlediğini çok iyi kavrıyorum. 

İsterseniz gelin Harun Yiğit adlı bu dostun şiirine kulak verelim. Gerçi o davudi sesini duymak o güzel yorumunu dinlemek ayrı bir tat, sözünü ettiğim güzelliği yakınlaşmak için, kendi sesimizle bir şiirini daha okuyalım. 

Gibi 

Ağaçlarda yaprak gibi
Hem sarardım hemi düştüm
Fırınlarda ekmek gibi
Hem bozardım hemi piştim 

Gökyüzünde yeller gibi
Kıvrım kıvrım yollar gibi
Çaydan akan seller gibi
Hem bulandım hemi taştım 

Dost önünde diller gibi
Yar yüzünde çiller gibi
Bahçelerde güller gibi
Hem kızardım hemi açtım 

Dert dinleyen hancı gibi
Harun Yiğit kolcu gibi
Şu dağlarda yolcu gibi
Hem dolandım hemi geçtim 

Ben, Harun Yiğit imzalı şiirleri okuyunca doğanın o hırçınlığını buluyorum. 

Ben, Harun Yiğit imzalı şiirleri okuduğum zaman, denizler içinde var olan derin dalgaların her an koptu kopacak halini görüyorum. Yağmurun kokusunu, gurbetin acı tadını, sılanın buram buram tüttüğünü görüyorum. 

Eeee benim de içimde sıla hasreti olunca, yüzümü o kokunun üstüne değdiriyorum. 

Tadım tadım tadımlanıyorum. 

Zaman zaman felsefi düşüncenin içinde olmanın gerekliliğini duymuştur. 

Bu anlamda kendi yorumlarını hiciv olarak şiirlere aktarmıştır. İlk şiirlerinde kısmen uyaklarda ve nefes denilen duraklamalarda basit bir yöntem seçmesine tanık olmuştum. Ama son şiirlerini okuyunca Ozan arkadaşın giderek bu alanda ne denli ilerlediğini gözlemliyorum. Benim bu savımı kanıtlayacak şiirleri de bu yazının içine alarak biraz daha detaylara inmiş olalım. 

Ben İdim Görünen 

Işığında Hûda ile buluşup
Ben idim alemde ulu görünen
Gökyüzünde bulut bulut dolaşıp
Ben idim yağmurla dolu görünen 

Türlü nebât ile toprağa serip
Hayvanın postunda şekile girip
Kendi suretini balçığa verip
Ben idim aslanda Ali görünen 

Kan kalesi denen şehiri kurup
Kâmilin yanında kemâle erip
Eyüp'ün derdine sabrını verip
Ben idim nebîde veli görünen 

Ne olduğun görüp kendin bilmişe
Özüne bürünüp dersin almışa
Gecenin sonunda darda kalmışa
Ben idim Hızır'ın eli görünen 

Yetmiş iki millet insan dininde
Zalimlere karşı mazlum yanında
Hacı Bektaş, Abdal Musa donunda
Ben idim o Kızıl Deli görünen 

Doğanın var olan yasalarını kendi düşüncesi olan ve kendine has olan yorumuyla şiirlerini oluşturuyor. Yine son şiirlerinden birinde, bu insan doğa ilişkisi bakımından yorumlanan güzel bir şiirin de bunu görüyoruz. Yani Harun Yiğit kendi dünyasında, kendi gücüyle yol alabilmiş. Genç ve yetenekli bir ozanımızdır. 

Hiciv dünyasında da kendini kanıtlamış, bu alanda da güzel şiirler yazmış bir dirençli yürektir. 

Geldik Bugüne 

Toprağın özünden, suyun geninden
Süzüle, süzüle geldik bugüne
Hayvandan insana daha dönmeden
Büzüle, büzüle geldik bugüne 

Yaz ayında güneş yaktı kavurdu
Sel aldı emeği yeller savurdu
Doğa bizi dinden dine çevirdi
Üzüle, üzüle geldik bugüne 

Alim öldürenler geri kaldılar
Kendin arayanlar ışık buldular
Emek verdik, alın teri çaldılar
Ezile, ezile geldik bugüne 

Beni aşamadık bize saldırdık
Nice değerleri ite çaldırdık
İsteyen herkese etek kaldırdık
Düzüle, düzüle geldik bugüne 

Hak yolunda nice cenge karıştık
Kavgalarda Yiğit'lerle yarıştık
Kan akıtıp kardeş, kardeş vuruştuk
Yazıla, yazıla geldik bugüne 

Hele biraz bozkır üstüne doğru yürüyelim. 

Azıcık bozkır, azıcık kır çiçeği, fazlaca özem kokan bir şiir okuyalım. 

Kalmadı 

Papatyaydın
Lalem, mor menekşem, sümbülüm
Gönlümde açan gülümdün
Kelebeğim
Ak güvercinim
Sarı kanaryam
Gönül bağımda öten bülbülümdün
Güz gelmeden boran vurdu
Ne açanım
Ne uçanım kaldı 

Erenler bağından el alıp geçtiğini kendi söylüyor.

Pirler ocağından, dol içtiğini yine kendi söylüyor. 

Şairin söylediği bu sözlerin doğruluğu sanırım şiirlerin içinde görülüyor. 

Ustalarına olan saygısı, şiire olan güveni ozanlık değerini gündeme getiriyor. 

Engin oluşu, her insana saygılı davranması ozan yüreğinin olgunluğunu kanıtlıyor. 

Bu anlatıdan sonra, Harun Yiğit gibi kalemi güzel olan yazarın yaşam öyküsünü okuyalım. Bu yaşam öyküsünü kendisi kaleme almıştır. Şimdi bu yazıyı kopyala yapıştır sistemiyle bu yazının sonuna ekliyorum. 

Harun Yiğit Kaleminden Özgeçmişi: 

Ressam, şair.1961 yılının mayıs ayında Konya, Ilgın, Beykonak  (Tekke) mahallesinde doğdu. Yiğit ve Kâmili mahlaslarını kullandı. İlkokulu 1972 ve orta öğrenimini 1976 Beykonak’ta, Açık Öğretim Lisesi, Köln 1995 mezunu. 

1977 Mart’ında Almanya’ya ebeveyninin yanına işçi ailesi olarak gitti. 

Ürünler:  Demokrat Türkiye, Yazın, Halk Ozanı, Çağdaş Halk Ozanı, Sesimiz, Hürriyet, Gülce, Ansan Sanat,  Karatay, Yaşam Sanat, Anadolu Sevdası, Aydınlık Gazetesi, Yeni Çağ, Antalya Gazetesi,  Kümbet, Bekir Abi,  vb. Dergi ve gazetelerde yayınlandı. 

Küçük yaşlarda resim sanatına ilgi duyan Yiğit, büyük çabalar sonunda 1982 yılında Hannover Türk evinde ilk resim sergisini açtı. Bunu daha sonra başka sergiler izledi. Almanya’nın değişik kentlerinde 50’nin üzerinde resim sergisi açtı. 

Resim sanatının aracılığı ile tanıdığı şair Can Yoksul, Osman Dağlı (Maksudi) gibi şahsiyetlerden edebiyat ve şiir üzerine eğitici bilgiler edinerek şiir yazmaya başladı. 

Osman Dağlı, (Maksudi) tarafından Kâmili mahlası verildi. 

1986 yılında İsviçre’nin Basel kentinde düzenlenen “Barış Yılı Sanat Yarışmasında” resim dalında ikincilik ödülü, 1996 Almanya’da Sesimiz dergisinin düzenlediği şiir yarışmasında üçüncülük ödülü, 2002 Konya, Ilgın Beykonak Eğitim ve Öğretim Vakfı’nın düzenlediği şiir yarışmasında birincilik ödülü, 2002 Almanya Vupertal’da düzenlenen üçüncü Âşıklar Bayramı’nda birincilik, Duy Yunus Emre isimli Kitabi Sabit ince 2.cilik Edebiyat ödülleri aldı. 

2009- 2010 3 Ahmet Tufan Şentürk, Türk Şiirine Hizmet Seçici Kurul Özel Ödülü aldı. 

Hürriyet gazetesi Almanya temsilciliği bölge serbest muhabirliği yaptı (1993-2004). Bir fabrikada işçi olarak da çalıştı. Avrupa Türk Yazarlar ve Şairler Birliği üyesi. Anatalya Sanatçılar Derneği Ansan üyesidir. 

Harun Yiğit resim, şiir, yontu çalışmalarını da sürdürmektedir. 

Kitapları: 

1991 yılında ölçülü uyaklı şiir stiliyle yazdığı ilk şiir kitabı Gurbet Türküleri’ni ‘’özel baskı’’ yayınladı. 

2003 Kasım ayında ikinci kitabı Duy Yunus, Emre Yalçın Yayınları tarafından yayınlandı. 

2008 Haziran ayında üçüncü kitabı Vatandaş Osman “Hiciv” Gündüz Yayın evi tarafından yayınlandı. 

Yaklaşık 20’ye yakın nazım biçiminde yazdığı. 

2011 Temel Türk Destanları. 

2012 "Yiğitlerin Destanı" 3 destandan oluşan kitap. Gelişim Sanat Yayınları tarafından yayınlandı. 

Yaklaşık 3 yılı aşkın bir zamanda tamamladığı 2015 “Buzların Tutuştuğu Yer Sarıkamış” 20’den fazla nazım türü Destan, Mavi Kitap Yayınları tarafından yayınlandı. 

2019 “Anılarda Mustafa Ceylan”  Yıldızlar Yayıncılık tarafından, yayınlandı.

Hiciv Osman- Vatan Hainleri” Taşlama şiir kitabı, Ubuntu yayınları. 

“Ana’dolu Yiğit Dolu” 20 Nazım türü Destan   Ubuntu yayınları. 

“Sen Varsın”. Hece şiirleri Ubuntu yayınları tarafından yayınlandı. 

Üç Cemre (Deniz, Yusuf, Hüseyin)” 20’den fazla nazım türü Destan Ubuntu yayınları. 

Akça Güvercin İbrahim Kaypakkaya” 20’den fazla nazım türü Destan Ubuntu yayınları. 

Çocuk Dünyası 1- Resimli Maniler.  Ubuntu yayınları. 

PDF ISBN si alınmış. 

Bağrek'den Akdenize” Pdf Isbn Li. 

Âşık Haydari Sanatı, Hayatı, Eserleri (Otobiyografi) 

“Karıncanın Gölgesi, Yunus'un Odunu” Pdf Isbn li Otobiyografi) 

Mustafa Ceylan Sanatı, Hayatı, eserleri ve Kim ne dedi. 

Yayına Hazır Kitaplar. 

“Serçe Kuşu Erdal Eren”  20’den fazla nazım türü Destan. 

Çocuk Dünyası 2 Resimli Maniler. 

Üzerinde çalışmakta olduğum Çanakkale Destanı, henüz isimlendirilmemiş Aşk Destanı ve diğer çalışmalar. 

Son Söz: 

“Dil ile düğümlenen diş ile çözülmez”.
Kaşgarlı Mahmut. 

İnsanoğlu, ilk sözcüğü seslenirken, şiirsel bir ezgiyle seslendiğini düşünüyorum. O andan itibaren şiirin başladığını ve dolayısıyla o başlangıçtan günümüze kadar insan yaşamında şiir “Koşuk” denilen bu sesin var olduğunu kabul ediyorum. 

Ozan kültürü nedense hep gurbet kültürüyle birlikte anılmıştır. Bütün ozanlar nedense hep gezginci ozanlar olmuştur. Yani Ozan demek gezen demek anlamında bir değerle ölçülmüştür. 

Ozan kültürü denilince aklımıza gelen tek şey şiir, »Koşuk« bu sözcüğün de Türkçesini unutmuşuz, Farsçasını uyduruk bir sesle benimsemişiz. Atalardan kalan sestir. Duyduğumuzu sesleniriz öylece… 

Bu sesleniş şimdilik böyle gidiyor. Nereye kadar gider bunu bilemiyorum. Bildiğim bir şey var ki, giden bu kervanın sarvanları olarak, birbirimize övgüler diziyoruz. Sorun övgüden öte yapılan işin değerini anlatmak. Biraz da onu yapıyoruz. 

Şiir kendi dünyasında bölümlere ayrılırken… Taşlama ve ters taşlama türünü de yaratmasını bilmiştir. Bu sistem üstünde söz söyleyen ozanların devamı olarak gelen ve sözünü budaktan esirgemeyen bir isimden söz etmek gerekiyorsa, bu isim Harun Yiğit denilen ozandır. 

Daha basına gitmeden, kitaplaşmadan elime gelen ve şu an okuma şansını bulduğum bu taşlamalar diğer adıyla Hicivler yazın dünyasına kazandırılmış en güzel yapıtlardır. Kutluyorum Harun Yiğit arkadaşı. Kendisine bu sahada başarılar diliyorum… 

Sözümüzü Kaşgarlı Mahmut’un güzel deyimiyle bitirelim.  “Dil ile düğümlenen diş ile çözülmez”. 

Başarılar diliyorum Harun Yiğit’e. 

Selam olsun yiğit ozana Selam olsun diyelim.
*****
Ne Mutlu Türküm Diyene! 

»Vatandaş Osman« 

Casio markalı saat sesiyle
Gözlerini açtı vatandaş Osman
Puffy yorganını fırlattı yana
Gülücükler saçtı vatandaş Osman 

Adidas terlikle gitti çişine
Colgate macununu sürdü dişine
Clear şampuanı döktü başına
Banyosuna geçti vatandaş Osman 

Protex sabunu ile yıkandı
Hugo Boss'la kurulanıp bakındı
Bill's gömleğe joop kravat takındı
Lipton çayı içti vadandaş Osman 

Citizen kol saatini takındı
Gitmek için vakit artık yakındı
Ailesine 'Çav' deyip yekindi
Hyundai'yle kaçtı vatandaş Osman 

Mega Center'deki ofise geldi
Ağzına bir Polo şekeri aldı
Blaupunkt radyoda rok müzik buldu
Dans ederek coştu vatandaş Osman 

Casper Pc'sini eğilip açtı
Microsoft Excel'e hızlıca geçti
Ismarladığı Nes Cafe'yi içti
Tadına hep şaştı vatandaş Osman 

Ordan ''Wimpy's Fast Food'' kafeye gitti
Coco Cola içip Hamburger yuttu
West cigarasını Zippo'yla yaktı
Duman duman uçtu vatandaş Osman 

Karısının siparişin almaya
Spreit gazoz ile johnson kolanya
Çıktı Persil ile Ace bulmaya
Market market koştu vatandaş Osman 

Palmolıve sampuanı bulunca
Gala WC kağıdını alınca
Alışveriş arabası dolunca
Bonnus kartla şişti vatandaş Osman 

Akşamdan Image Bar'a takıldı
Votka Cola içip yere yıkıldı
Yakın dostu tarafından ekildi
Yalnız yollar aştı vatandaş Osman 

Haftasonu Schowroom'ları dolaştı
Üç alana birisi de beleşti
Markacılık hepimize bulaştı
Borçla dolup taştı vatandaş Osman 

Evde Sony TV sini açarak
Paparazi, First Class, dan geçerek
Türk dilinden zaplayıp da uçarak
Kanalları deşti vatandaş Osman 

''Ne Mutlu Türküm''ü övgüyle dedi
Ecnebice marka giyinip yedi
Oğlunun adını Arap'ça kodu
Marka ile pişti vatandaş Osman 

Yerli malı kullanmaya erindi
Yorgunluktan kollarıyla gerindi
Yiğit'imin uykusu çok derindi
Artık yorgun düştü vatandaş Osman...Harun Yiğit 03.07.2005.  

Orhan Bahçıvan. »Halis Kızılateş«
**************



Harun Yiğit Kitapları...

29 Nisan 2024 Pazartesi

Asrın Kerameti!

 Asrın Kerameti!


Ferman Baba’nın Anısına!
 


Asrın kerameti yalanmış bildim
Yürüdüm doğrular iline geldim
Senin bıraktığın ilimle doldum
                    Felek benden döne döne öç aldı
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı 

Davullar zurnalar sese duranda
Halay türküleri seni soranda
Zemheri ortası karda boranda
                    Felek benden döne döne öç aldı                             
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı 

Gurbet beni kucağına yatırdı
Nenni dedi diyar diyar götürdü
Zaman vurdu gemilerim batırdı
                    Felek benden döne döne öç aldı
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı 

Göle’nin düzünü karayel bastı
Nuh tufanı oldu ele sel bastı
Vatan toprağına zalim el bastı
                    Felek benden döne döne öç aldı
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı 

Gurbet merhemiyle sardım yaramı
Öz kardeşle hoş tutmuşum aramı
Ben kapıma koymaz idim haramı
                    Felek benden döne döne öç aldı
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı 

Hak yoluna el verdim el kaldırdım
Güvercindim leş kuşuna saldırdım
Dost yoluna gül benzimi soldurdum
                    Felek benden döne döne öç aldı
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı 

Anadan öksüzüm babadan yetim
Ben kimim ki kime olsun mihnetim
Arpa ekmeğiydi benim cennetim
                    Felek benden döne döne öç aldı
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı 

Sürdüler yerimden savruldum gittim
Vatan diye diye ömrüm çürüttüm
Gurbet elde gözyaşlarım kuruttum
                    Felek benden döne döne öç aldı
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı 

Özlemişim Kızılgedik dağını
Hem Göle’nin bahçesini bağını
Gurbette çürüttüm gençlik çağını
                    Felek benden döne döne öç aldı
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı 

Bayram gelip mor kınalar tütende
Nevruz gülü çiğdem çiçek bitende
Ovada turnalar konup ötende
                    Felek benden döne döne öç aldı
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı 

Üç şehir yürekte çağlar üç sızı
Budur anlımdaki parlayan yazı
Gayrı çekilmiyor gurbetin nazı

                    Felek benden döne döne öç aldı
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı 

Bahçıvan’ım yurdum yuvam asilmiş
Benim soyum Çolak denen nesilmiş
Göbek bağım gurbet elde kesilmiş
                    Felek benden döne döne öç aldı
                    Ferman Baba senin oğlun kocaldı.
 

Orhan Bahçıvan, »Halis Kızılateş«
Bahçıvan Ezgileri Adıyla Hazırladığım Hece şiirleri Kitabımdan.



Ferman Baba »Fermani Kızılateş«

 

 

4 Şubat 2024 Pazar

Ganime Kızılateş Sesiyle Ardahan Türküleri.

 


Ganime Kızılateş Sesiyle Ardahan Türküleri.

 

Turnamın kanadı düz / Boynunda ayla yıldız.
Boynunda ayla yıldız / Rengini nerden aldız. 

01.03.1949 / 21.01.2024 Ardahan / Göle ilçesine bağlı Hoşdülbent köyünde anadan doğdu. İlk okulu köyünde bitiren Ganime Kızılateş, yine Köyünde, amcası oğlu Cengiz Kızılateş ile evlenmiştir. 

Evlendikten sonra belli bir süre Hoşdülbent köyünde yaşamını sürdüren, Ganime Kızılateş 1970’li yılların başlarında, köyünden ayrılıp gurbete taşınır. Eşi Cengiz Kızılateş’in Devlet dairesinde çalışması nedeniyle, Ankara da yaşamaya başlamıştır. Ankara bir yanıyla gurbet, bir yanıyla sıla kavramıyla üç çocuklu bir annenin yaşamında yer alır. 

Ferman Baba’nın ilk çocuğu olması nedeniyle, bildiği tüm türküleri babasından ve çevre arkadaşlarından öğrenmiştir. Zaten yerel kültür bir bütündür. Bir türkü söylenilecekse o türküyü bilen arkadaş bilmeyenlere öğretir. Bu olayı ben Ardahan Türküleri çalışması giriş yazısında şöyle anlatmışım. 

»Son yıllarda ülke genelinde yapılan derleme çalışmalarını temel alırsak yöremizde yapılan çalışmaların azlığı bilinmektedir. Bu nedenle, bu yöreyi ele alarak böylesi bir çalışma gerçekleştirdik. 

Bu çalışmayı müzikal anlamda yöre halkına sunmayı düşünerek Ardahan Valiliği desteğiyle bir CD hazırladık. Bu çalışmadan seçilmiş 18 türkü yer aldı bu CD’de. Şimdiyse bu çalışmanın tümünü burada sunuyoruz. Derlemelerde ve incelemelerde otantik ses kayıtları temel alındı. 

Bu araştırmanın amacı yöremizin kültürel varlığını en azından bugün açısından belgelemek ve gelecek kuşaklara aktarmaktır. Ardahan kültürü bir boyutuyla ele alınmıştır ve bu derlemelerin içinde yansıtılmıştır. Yöremizde bu bir başlangıç olsun istiyoruz ve devamının gelmesini diliyoruz. 

Ardahan yöresinin dili, kültürü, edebiyatı ve türküleri, yani ezgisel geleneği özenle korunarak deme-çevirme türkü geleneği öne çıkarıldı. 

Bu türküler bu toprakların üstünde yaşayan insanların yüreklerinin sesidir. Bu türküler yan yana durmanın, el ele tutmanın birlikte var olmanın yaşam sesidir, yürek sesidir. 

Bu türküler, birlikte yaşamaktır, ses sese katmaktır, el ele tutmaktır, dizilin bara baciler, dizilin bara kardeşler demektir. Ezmeden büzmeden çok sesle birlikte seslenmektir. 

Birlikte omuz omuza, el-ele, kol kola, ses sese halaya durmaktır.
Tey tey, tey
Can, can, can
Hele kurban demektir. 

»Ne güzel oyniyirduh niye durdun ki« demektir.
»Bize gidah«,
»Bizde oyniyah«,
»Bizde söyliyah«,
»Bu türküyü ben bilirim ola, sen benden öğren«,
»Haydi, barabar dügüne gidah, barabar oyniyah, ben söyliyem sen çevür,« demektir. 

Bu türküler sevgidir, saygıdır, kardeşliktir, barıştır, hoşgörüdür, onurdur, bütün bu yörelerin en güzel sesidir. Bu ses Ardahan’dır, Kars’tır, Iğdır’dır, Erzurum’dur, Bayburt’tur. Erzincan’dır, Artvin’dir, Şavşat’tır, Van’dır, Bitlis’tir, Bingöl’dür, Malatya’dır, Maraş’tır, Ahıska’dır, Borçalı’dır, Horasan’dır. Sözün özü, ben değildir bizdir. Yani Anadolu’nun ta kendisidir. 

Araştırmada yer alan türküler, oyun havaları incelendiğinde hem yakın yöreyle hem de daha uzak coğrafi mekanlarla benzerlikler görülecektir. Bu da zaten vurgulamaya çalıştığımız kültürel mozaiğin bir parçası ve devamını açıklar. 

Başka yerlerde yeşermiş, ortaya çıkmış ama gelişirken bir biçimde bize ulaşmış bu türküler, sonuç olarak yöremizin de sesidir. Dağların, ovaların, ırmakların, yaylaların, köylerin, kasabaların, şehirlerin, yazılı kaynaklara girmeyen yanı, yüreklerin sese dönüşmüş varlığıdır. 

Biz de ses sese verip çağırırız kendi kendimize, kimselere zararımız dokunmadan. 

Bu türküler anlatılmaz halaylarda ses sese katılarak söylenir, yaşanır. « 

Ganime Kızılateş’in türkü dünyasında, köyümüzde türkü bilen türkü söyleyen her insanın önemli bir yeri vardır. Benim için önemli olan yanı ise, “Ardahan Türküleri” çalışmasına başladığım zaman bana hem kaynak kişi olarak hem de derlemeci olarak en büyük desteği sunan, yani ben kimden türkü istediysem, gidip o kişilerden kayıt derlemelerini yapıp bana gönderen isimdir. 

Ardahan Türküleri çalışmasında Kaynak kişi olarak yer almasının bir başka yanı ise, derlemelerde benim hep yanımda olan ablama yürek dolusu teşekkürler. Derlediği türkülerden başka kendi sesiyle, kendi yorumuyla 130 sayısının üstünde türküye kaynaklık etmiştir. Bu türkülerin içinde sadece 26 türkü kaydını Ardahan Türküleri çalışmasında aktarmışız. 

Ganime Kızılateş Ardahan kültürüne katkıda bulunmak adına bence, çok önemli görevler üstlenmiştir. Onlarca Ardahan türküsünün, nennisinin, ağıtının kendi sesiyle arşivlere aktarılmasına önayak olmuştur. Özellikle, »Neden eller geldi Zöhre’m gelmedi« dizesiyle bilinen ünlü türkünün “Tahir ile Zöhre destanının Ardahan yöresine özgü bir anlatımda geçen sözlere kaynaklık etmesi çok önemlidir. 

Ben hep şu sözleri söylemişimdir. Halk kültürünün önemli bir yanını oluşturan, ezgilerimiz, toplumda yer alan kadınlarımızın anaerkil, şaman kültürünün içsel bir sesidir. Ağıtların, türkülerin, Nennilerin, masalların, söylencelerin, destanların, tekerlemelerin yüzde doksanı kadın sesidir. Bu nedenle Ardahan türkülerinin kaynak kişileri genelde kadınlardan seçilmiştir. Bu kadınlara giden ve onlardan bu türküleri derleyen Ganime Kızılateş’tir. 

Sözün bu noktasında şunu yazmalıyım. Ardahan Türküleri kitabında kaynak kişi olarak sesiyle, yorumuyla yer alan Ganime Kızılateş benim için unutulmaz bir isimdir. Bazı türkülerin, sözleri ve ezgileri de kendisine ait olduğunu söylemeliyim. Bu yanıyla da baba mesleğini sürdürüp ozanlar arasında yer almıştır demeliyim. 

Ben bu tanıtım yazısını neden yazdığımı söylemeliyim. En önemli olan şu, Ardahan halk kültüründe birçok kaynak kişiye giderek onlardan türkü ve diğer kültür ürünlerini derliyoruz. Ancak bir alışkanlık olmuş. Derleme olayından sonra bu kişileri yok sayıyoruz. Bazen de yöre ekibi deyip geçiyoruz. Bu kaynak kişileri tanıtmak ve kültürümüzün birer sözcüleri olduklarını anımsatmak için böylesi bir yazıyı kaleme almayı gerekli gördüm. 

Şimdi bu gereklilik sözüyle, bu küçük yazının içinde “Ardahan Türküleri” başlıklı çalışmamızda kendilerine teşekkür edilen isimleri de analım. Kitapta verdiğimiz isimleri yazdıktan sonra benim ikinci kez ek liste olarak sunduğum isimlere geçelim. 

Ardahan Türküleri Çalışmasında Sözü edilen isimler: 

»Bu araştırmanın yayımlanmasına katkılarından dolayı Ardahan Valisi Sayın Ahmet Deniz, Ardahan Vali Yardımcısı Sayın Deniz Pişkin ve her türlü yardımını sunan sanat yönetmenimiz ve editörümüz Bekir Karadeniz, ayrıca ses kayıtlarını bu araştırmada aktarmamıza dostça izin veren TRT Kurumu, (bazıları artık aramızda olmayan) değerli aşıklarımız ve sanatçılarımız Aliye Akkılıç, Sebahat Aslan, Gökhan Ataman, Şeref Baltacı, Kazım Birlik, Tekin Büyükkaya, Mehmet Çalmaşır, Zeynel Çınar, Murat Çobanoğlu, Faruk Demir, Mehtap Demir, Neşe Demir, Ali Demirhan, Elif Buse Doğan, Erkani, Selma Geçer, Aysun Gültekin, Korkmaz İkan, Beyhan Karslı, Vahit Köroğlu, Kevseri, Müdami, Nazmiye Özgül, Züleyha Savaş, Gülay Sezer, Emel Taşçıoğlu, Şeref Taşlıova, Hüseyin Turan, Orhan Üstündağ, Veli Yaycı, Sevdullah Yıldız, Mehmet Yılmaz ile bu boyuta ulaştı. « 

Bu boyut derken, sözün bu deminde ikinci isim listesine geçmeliyim. 

Ganime Kızılateş, Nazire Kılıç Kızılateş, Güllü Kızılateş, Yurda Kızılateş, Fatma Kızılateş, Cemile Kızılateş, Emirhan Kızılateş, Nasip Kızılateş, Cengiz Kızılateş, Yılmaz Kızılateş, Selçuk Kızılateş, Yadigar Kızılateş, Selçuk Murat Kızılateş, Karatavuklu Şakir, Umut Sucu, Cezayir Evren, Meheddin Hışır, Meheddin Akdoğan, Aysel Akdoğan, Metin Akdoğan gibi onlarca isim sayabilirim. 

Bu tanıtım yazım, halk türkülerine kaynaklık eden tüm seslere armağan olsun. Şimdilik yazdıklarım daha sonra yazacaklarıma örnek niteliğinde olmalı diyorum. Çünkü, bir şehrin en önemli sesleri o şehrin halkının kültürünü sahaya taşıyanlardır. Bana göre bu isimler en önemli isimlerdir. 

Ganime Kızılateş 21.01.2024 yılında Ankara’da öldü ve Karşıyaka mezarlığında toprağa verildi. Ruhu şad olsun ablamın. 

Ganime Kızılateş Kaynaklı,
Ardahan Türküleri Kitabına Aldığımız Türkü Sözleri.
*****
Ağ Çalının Dibinde. 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime & Cengiz Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur. 

(Bağlantı)
Ağ çali karaçali
Sari papucum nalçali
Sevdiğim gelin olmuş
Bohçalidir bohçali 

Ağ çalinin dibinde
Yilana bak yilana
Sevdiğim gelin olmuş
Dünyaya bak dünyaya 

(Bağlantı) 

Ağ çalinin dibinde
Koyuna bak koyuna
Sevdiğim gelin olmuş
Boyuna bak boyuna 

(Bağlantı) 

Ağ çalinin dibinde
Kuziye bak kuziye
Sevdiğim gelin olmuş
Yaziye bak yaziye 

(Bağlantı)
*****
Arpalar Orak Oldu 

Yöre: Göle/Hoşdülbend  Kaynak: Cengiz & Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Arpalar orak oldu
Yar yolu ırak oldu
Yollara baka baka
Gözlerim karık oldu 

Elimde sarı kağıt
Dilimde döner ağıt
Gel yarim buluşalım
Dertliye derman dağıt 

Pencere perde perde
Yenice düştüm derde
Ayrılık neydi bilmem
Şimdi de gitmez serde
*****
Atlı Gelir 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime & Selçuk Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Atlı gelir horba ile
Peyniri yedi torba ile 

Atlı gilde yedıh bişi
Atlının işi hırhız işi 

Atlı durur ezme ile
Kahve içti cezve ile 

Atlı el atına biner
Atlı gider yaya döner 

Bu atlıyla nedir işim
Atlı sana vursun hışım
*****
Bacaya Sepet Koydum 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Bacaya sepet koydum             Le esmer le le şirine
İçine hep ot koydum              Le esmer le le şirine
Yarim gurbete gider               Le esmer le le şirine
Azığını dut koydum               Le esmer le le şirine 

Bacada kuş yayılır                  Le esmer le le şirine
Kuşlara yem koyulur              Le esmer le le şirine
Ha bu köyün içinde               Le esmer le le şirine
Babam ağa sayılır                  Le esmer le le şirine 

Bacaları çevirme                   Le esmer le le şirine
Yönün öte çevirme              Le esmer le le şirine
Beni gördüğün zaman          Le esmer le le şirine
Başın öne devirme               Le esmer le le şirine 

Bacalarda saz olur                 Le esmer le le şirine
Gül açılır yaz olur                 Le esmer le le şirine
Ben yarime gül demem         Le esmer le le şirine
Gülün ömrü az olur             Le esmer le le şirine
***** 

Celaloğlan Damda Yatar (Celaloğlan Ağıtı) 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Celaloğlan damda yatar
Yorğanıni yeller atar
Ne yatarsın Celaloğlan
Nişanlıni eller satar

        Uyan Celaloğlan uyan
        Uyanda göksüme dayan 

Çift kapiler kilitliydi
Celaloğlan öksüz idi
Beş kardaşın küçügiydi

        Uyan Celaloğlan uyan
        Uyanda göksüme dayan 

Ne yokuşun dibindeyim
Ne yenişin başındayım
Bana dulluk yakışır mı
Daha on beş yaşındayım

        Uyan Celaloğlan uyan
        Uyanda göksüme dayan 

Aşahdan geliyor deve
Gevişini geve geve
Ben de yeni gelin oldum
Celalgilin böyük eve

        Uyan Celaloğlan uyan
        Uyanda göksüme dayan 

Babam gurbet elden geldi
Bütün millet bize doldi
Dediler ki celal öldi
Uyan Celaloğlan uyan

        Uyan Celaloğlan uyan
        Uyanda göksüme dayan 

Evlerinin önü yonca
Yonca bitmiş diz boyunca
Bu yoncayı kim biçecek
Celaloğlan olmayınca

        Uyan Celaloğlan uyan
        Uyanda göksüme dayan 

Gel Hanım Gel Canım 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime & Selçuk Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Gel hanım gel canım gel gidek bize
Açılmış gülleri der gidek bize

Gel hanım gel canım evlenek biz de
Gerdana altıni diz gidek bize 

Gel hanım gel canım gel gidek bize
Beline kemeri tak gidek bize

Gel hanım gel canım gel gidek bize
Eline kınalar yak gidek bize
***** 

Gökteki Teraziler 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Gökteki teraziler
Gönül yari arzular
Alnımıza yazmişler
İnce ufak yaziler 

Gökte yıldız beş olur
Seven gönül hoş olur
Hiç darılma kaynana
Oğlun bana eş olur 

Göklerin yıldızı var
Ellisi var yüzü var
İki gönül bir olsa
Ellerin ne sözü var 
*****
İndim Dereye 

Yöre: Göle  Kaynak: Cengiz & Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

İndim dereye taş bulamadım
Kendime uygun eş bulamadım 

İndim dereye dere derindi
Suyundan aldım suyu serindi 

Yürüdüm indim yoldan aşaği
Belime bağladım Acem kuşaği 

Altun yüzüge kaş bulamadım
Sari saçlarıma taç bulamadım 

Altın yüzügümün rengi bozuldi
Sarı saçlarım tel tel çözüldi 

Derenin yolu düz olur gider
Bu sevda dillere söz olur gider
***** 

İndim Geldim (Oğlan Oğlan) 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Oğlan oğlan         İndim geldim bağından
Canım oğlan        İndim geldim bağından
Oğlan oğlan         Orocudum susadım
Canım oğlan        Orocudum susadım
Oğlan oğlan         Bir su ver dudağından
Canım oğlan        Bir su ver dudağından 

Oğlan oğlan         Gidiyom gidemiyom
Canım oğlan        Gidiyom gidemiyom
Oğlan oğlan         Gönlümü güdemiyom
Canım oğlan        Gönlümü güdemiyom
Oğlan oğlan         Sevdim terk edemiyom
Canım oğlan        Sevdim terk edemiyom 

Oğlan oğlan         Giderim bende bende
Canım oğlan        Giderim bende bende
Oğlan oğlan         Bir arzum vardır sende
Canım oğlan        Bir arzum vardır sende
Oğlan oğlan         Hiç insaf yok mu sende
Canım oğlan        Hiç insaf yok mu sende
***** 

Kağızman’ın Bağında 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime & Güllü Kızılateş
Derleyen: Selçuk Murat Kızılateş Notalayan: Gökhan Temur 

Kağızman’ın bağında
Turnam ne hoş ötersin
Turnam ne hoş ötersin
Sesi sese katarsın 

Turnamın kanadı düz
Boynunda ayla yıldız
Boynunda ayla yıldız
Rengini nerden aldız 

Turnam kanadın sarı
Yolu eyledik yarı
Yolu eyledik yarı
Gidek Göle’ye barı 

Turnamın kanadına
Vurulmuşum adına
Vurulmuşum adına
Ellerin inadına 

Turnam kanadın yandan
Seni severim candan
Seni severim candan
Gel gidek Kağızman’dan
***** 

Kağızman’ın Bağları 

Yöre: Göle  Kaynak: Cengiz & Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Kağızman’ın bağları
Dumanı da sarmış dağları 

Kağızman’ın yazları
Nar kokuyor kızları 

Kağızman bir ocaktır
Gülü de deste kucaktır 

Bu gelin haralıdır
Göle’nin maralıdır 

Köprüden geçti gelin
Saç bağı düştü gelin 

Kağızman’da yar seven
Cennet yüzü görmesin
***** 

Karanfil Neden Olur 

Yöre: Göle  Kaynak: Cengiz & Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Karanfil neden olur         Ona yanarım anam ona yanarım
                                        Sevdim alamadım hele yanarım

Dökülür den den olur     Ona yanarım anam ona yanarım
                                        Sevdim alamadım hele yanarım

Ben bu dertten ölürsem   Ona yanarım anam ona yanarım
                                        Sevdim alamadım hele yanarım

Sebebim senden olur      Ona yanarım anam ona yanarım
                                       Sevdim alamadım hele yanarım 

Karanfilim üç katar         Ona yanarım anam ona yanarım
                                       Sevdim alamadım hele yanarım

Üçü de ağır tartar          Ona yanarım anam ona yanarım
                                     Sevdim alamadım hele yanarım

Ağlasana gözlerim         Ona yanarım anam ona yanarım
                                     Sevdim alamadım hele yanarım

Yar koynunda el yatar     Ona yanarım anam ona yanarım
                                       Sevdim alamadım hele yanarım 

Karanfil koydum suya     Ona yanarım anam ona yanarım
                                        Sevdim alamadım hele yanarım

Can kurban usul boya     Ona yanarım anam ona yanarım
                                        Sevdim alamadım hele yanarım

On beşinde yar sevdim    Ona yanarım anam ona yanarım
                                        Sevdim alamadım hele yanarım

Sarmadım doya doya       Ona yanarım anam ona yanarım
                                        Sevdim alamadım hele yanarım 

Karanfilin gulhari          Ona yanarım anam ona yanarım
                                    Sevdim alamadım hele yanarım

Yolu eyledim yari          Ona yanarım anam ona yanarım
                                    Sevdim alamadım hele yanarım

Geçtim yar kapısından     Ona yanarım anam ona yanarım
                                        Sevdim alamadım hele yanarım

Demedi gel yukari         Ona yanarım anam ona yanarım
                                    Sevdim alamadım hele yanarım
***** 

Kız Pınar Başında 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Kız pınar başında testi doldurur
Testinin üstüne güller kondurur
Geleni geçeni yakar yandırır 

Kız sen kimin kızı kaşların kara
Alem altın tarak saçların tara
Verem gümüş kemer beline bağla 

Kız sen bu yaylayı yaylayamazsın
Derindir gölleri boylayamazsın
Bu sevda ağırdır kaldıramazsın 

Kız sana bahçeye gel demedim mi
Gel demedim mi gel demedim mi
Yetişmiş ayvada ye demedim mi
***** 

Kızıl Kaya Dibinde 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Kızıl kaya dibinde
Kızla oynaş oynadım 

Oynaşımi gördüler
Bege haber verdiler 

Begden atli döşendi
Önüme keklik boşandi 

Keklik keklik ne ister
Bir kınalı kuş ister 

Kuşi vurdum uçurdum
Yeddi deniz geçirdim 

Oy lili oy lili can
Bilirim kuş dili can 

Kuş diliyle söylesen
Bu gönlümü eylesen
***** 

Köye Davulcu Gelecah (Leyla) 

Yöre: Göle  Kaynak, Söz: Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Köye davulcu gelecah
Leyla’yi gelin edecah

Davulcu şabaş diyecah
Leyla’yi alıp gidecah 

Leyla saçın al etmişler
Boyunu hilal etmişler

Leyla’yi gelin götürüp
Selçuk Beye yar etmişler 

Leyla köyünden geçmişler
Soğuk suyundan içmişler
***** 

Mezerlikte Gül Biter 

Yöre: Göle  Kaynak: Cengiz & Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Mezerlikte gül biter        Emman emman
Gül biter bülbül öter      Halım yaman
Sen orada ben burada     Emman emman
Bunca ayrılık yeter         Halım yaman 

Mektup yazdım yaz idi    Emman emman
Kalemim kiraz idi          Halım yaman
Daha çok yazacaktım      Emman emman
Mürekkebim az idi         Halım yaman 

Mektup yazdım kış idi     Emman emman
Kalemim gümüş idi        Hayım yaman
Daha çok yazacaktım      Emman emman
Parmaklarım üşüdi         Halım yaman
***** 

Ördek Göle Dal da Gel 

Yöre: Göle/Hoşdülbend  Kaynak: Ganime & Yudagül Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Ördek göle dal da gel             Elvanem ilvanem
Ördek göle dal da gel             Şekerem şirvanem

Yardan haber al da gel            Elvanem ilvanem
Yardan haber al da gel            Şekerem şirvanem

Eğer yar uykudaysa                Elvanem ilvanem
Eğer yar uykudaysa                Şekerem şirvanem

Sahatını çal da gel                 Elvanem ilvanem
Sahatını al da gel                   Şekerem şirvanem 

Ördek dalda dal yerde             Elvanem ilvanem
Ördek dalda dal yerde             Şekerem şirvanem

Bülbül ötmez her yerde           Elvanem ilvanem
Bülbül ötmez her yerde           Şekerem şirvanem

Felek ayırdı bizi                    Elvanem ilvanem
Felek bizi ayırdı                    Şekerem şirvanem

Yar gurbette ben burda           Elvanem ilvanem
Yar gurbette ben burda           Şekerem şirvanem 

Ördeğim gölde kaldı               Elvanem ilvanem
Ördeğim gölde kaldı               Şekerem şirvanem

Gözlerim yolda kaldı              Elvanem ilvanem
Gözlerim yolda kaldı              Şekerem şirvanem

Felek evin yıkılsın                 Elvanem ilvanem
Felek evin yıkılsın                 Şekerem şirvanem

Muradım dilde kaldı               Elvanem ilvanem
Muradım dilde kaldı               Şekerem şirvanem
***** 

Samavarım Söküldi 

Söz: Ganime Kızılateş     Müzik: Geleneksel
Derleyen: Selçuk Murat Kızılateş Notalayan: Gökhan Temur 

Samavarım söküldi         Here vallah
                                Vallah billah

Çayım yere döküldi        Here vallah
                                Vallah billah

Selçuk Beyin atlısi         Here vallah
                                Vallah billah

Ankara’ya döküldi          Here vallah
                                Vallah billah 

Köyden bir gelin aldım    Here vallah
                                Vallah billah

Atliyi yola saldım          Here vallah
                                Vallah billah

Leyla gelin olunca          Here vallah
                                Vallah billah

Kurbanlar keser oldum    Here vallah
                                Vallah billah 

Ankara’nın taşlari          Here vallah
                                Vallah billah

Çok serindir kışlari        Here vallah
                                Vallah billah

Bütün dünyayı yakar       Here vallah
                                Vallah billah

Leyla kızın kaşlari          Here vallah
                                Vallah billah 

Ankara’da evimiz           Here vallah
                                Vallah billah

Çok uzaktır köyümüz      Here vallah
                                Vallah billah

Leyla’nın bir tarafi         Here vallah
                                Vallah billah

Yine bizim soyumuz       Here vallah
                                Vallah billah
***** 

Tarlayi Sardi Davar (Kürdoğlu) 

Yöre: Göle  Kaynak: Cengiz & Ganime Kızılateş
Derleyen: Selçuk Murat Kızılateş Notalayan: Gökhan Temur 

Tarlayi sardi davar
        Kürdoğlu havar havar

Tarlayi sardi davar
        Begoğlu sende ne var

Havar demekte ne var
        Kürdoğlu havar havar

Havar demekte ne var
        Begoğlu sende ne var 

Kürdün oğlunun kaşlari
        Kürdoğlu havar havar

Kürdün oğlunun kaşlari
        Begoğlu sende ne var

Çekilmiş yaya benzer
        Kürdoğlu havar havar

Çekilmiş yaya benzer
        Begoğlu sende ne var 

Çal oğlan çal kavali
        Kürdoğlu havar havar

Çal oğlan çal kavali
        Begoğlu sende ne var

Çimene dök davari
        Kürdoğlu havar havar

Çimene dök davari
        Begoğlu sende ne var 

Çimen davarsız olmaz
        Kürdoğlu havar havar

Çimen davarsız olmaz
        Begoğlu sende ne var

Çoban kavalsız olmaz
        Kürdoğlu havar havar

Çoban kavalsız olmaz
        Begoğlu sende ne var
***** 

Yağmur Yağar 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Yağmur yağar hışır mışır
Kız hanım eteklerin döşür 

Yağmur yağar örtmelere
Dünya kalmış yetmelere

Yağmur yağar taş üstüne
Kız oturma taş üstüne 

Yağmur yağar ince ince
Kız ölürüm görmeyince 

Yağmur yağar seller akar
İki gözüm sana bakar
***** 

Yar Mendil Mendil 

Yöre: Göle  Kaynak: Cengiz & Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Yar mendil mendil mendil         Gede meloy can
                                               Guro peloy can

Kaldır kolların indir               Gede meloy can
                                               Guro peloy can

Al beni yatağına                    Gede meloy can
                                               Guro peloy can

Sar kolların boynuma              Gede meloy can
                                               Guro peloy can 

Yoldan gelen yolcuyum            Gede meloy can
                                               Guro peloy can

Hem yorgun hem de acım         Gede meloy can
                                               Guro peloy can

Eller ne derse desin               Gede meloy can
                                               Guro peloy can

Bende sana muhtacım             Gede meloy can
                                               Guro peloy can 

Ay dolanır ışıktır                   Gede meloy can
                                               Guro peloy can

Yüküm şimşir kaşıktır             Gede meloy can
                                               Guro peloy can

Aldırma el sözüne                 Gede meloy can
                                               Guro peloy can

Gönül sana aşıktır                 Gede meloy can
                                               Guro peloy can 

Mendil aldım on beşe             Gede meloy can
                                               Guro peloy can

Yuydum serdim güneşe            Gede meloy can
                                               Guro peloy can

Senden ayrı kalınca                Gede meloy can
                                           Guro peloy can

Yürek düştü telaşe                 Gede meloy can
                                               Guro peloy can
***** 

Yaylalar Otlanacak (A Kız) 

Yöre: Göle  Kaynak: Cengiz & Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Yaylalar otlanacak  A kız yayla yayla da yayla
Bir kız sevdim yaylalarda

Sütleri tatlanacak   A kız yayla yayla da yayla
Bir kız sevdim yaylalarda 

Sevdim yayla kızını A kız yayla yayla da yayla
Bir kız sevdim yaylalarda

Süremedim izini    A kız yayla yayla da yayla
Bir kız sevdim yaylalarda 

Bu derenin uzunu  A kız yayla yayla da yayla
Bir kız sevdim yaylalarda

Aldım emmi kızını
A kız yayla yayla da yayla
Bir kız sevdim yaylalarda 

Ettim gönül yıldızı A kız yayla yayla da yayla
Bir kız sevdim yaylalarda

Ettim gönlüm yıldızı      A kız yayla yayla da yayla
Bir kız sevdim yaylalarda 
*****
Kalkın Turnam! 

Göle yöresi çeşitlemesi
Kaynak Ganime Kızılateş… 

Tercan ellerinden kalkın sökülün
Benden yare selam edin turnalar
Gökyüzünden kıvrım kıvrım bükülün
Benden yare selam edin turnalar 

Geçin Horasan'ı edin niyazı
Uğraman Pasine geç gelir yazı
Erzurum dinlesin Kerem’in sazı
Benden yare selam edin turnalar 

Meskan tutun bizim elin dağını
Yuva bilin Şah babamın bağını
Gurbette tükettim gençlik çağını
Benden yare selam edin turnalar 

Turnam aşılmalı o Gavur Dağı
Ol Hızır sormuştur hastayı sağı
Kerem Dede olmuş aşkın tutsağı
Benden yare selam edin turnalar 

Bağlantı:
Bir bölük iki bölük üç bölük turna
Tercan ellerinde durmasan durma
Konmayın yerlere akıyor seller
Çekilin havaya süzülsün teller 

Turnamın vatanı bahçeler bağlar
Yurdundan ayrılan ah çeker ağlar
Kerem’in meskeni kahveler hanlar
Söyle turnam söyle hastadır canlar
*****

Kime Kin Ettin de

Yanık Hava. 

Kime kin ettin de giydin alları
Yakın iken uzak ettin yolları
Mihnet ile yetirdiğin gülleri
Vardın gittin bir soysuza yoldurdun 

Sen seni topla da kuşağın kuşan
Ayrılır mı senin sevdana düşen
Sefa geldin diye sarıp sarmaşan
Niçin benden muhabbeti kaldırdın 

Senin gönlün olsa beni arardın
Zülüflerin tel tel eder tarardın
Eğer gene ayrılmaksa muradın
Niçin beni ateşlere yandırdın 

Karac-Oğlan der ki bakın halime
Değirmenler döner çeşmim seline
Hiç inanmam yarim yalan diline
Bu gönlümü savsalaya bildirdin.
*****

Oldu mu? 

Göle yöresi çeşitlemesi
Kaynak Ganime Kızılateş… 

Yolum üste duran gelinler kızlar
Han Aslı’mı sizden gören oldu mu?
Ayrılık derdiyle yüreğim sızlar
Han Aslı’mı sizden gören oldu mu? 

Ayrı düştüm vatanımdan elimden
Bezer oldum yad ellerin dilinden
Birce dedim soram kızdan gelinden
Han Aslı’mı sizden gören oldu mu? 

Menim yurdum dağlar ile daş oldu
Mehebbet sırları desem faş oldu
Ağlamakdan yerim-yurdum yaş oldu
Han Aslı’mı sizden gören oldu mu? 

Dertli Kerem gurbetle atıldım
On beşinde bir kervana katıldım
Geda oldum elden ele satıldım
Han Aslı’mı sizden gören oldu mu?
*****
 

Zöhre’m Gelmedi (Derbeder) 

Yöre: Göle  Kaynak: Ganime Kızılateş
Derleyen: Orhan Bahçıvan Notalayan: Gökhan Temur 

Seyr-i gülistana Kür kenarına
Neden eller geldi Zöhre'm gelmedi
Loğman-ı tabibin zer pınarına
Neden eller geldi Zöhre'm gelmedi 

Günde ben
Gölgede sen günde ben
Yılda kurban bir olur
Sana kurban günde ben 

Bele güzel yoktu Hanlar elinde
Akıllı kemallı sözler dilinde
Mecnun galdım sahraların çölünde
Neden eller geldi Zöhre'm gelmedi 

Gülenaz
Bülbüle naz güle naz
Zöhre’m benim halıma
Ağlayan çok gülen az 

Ab-ı Kevser akar güzeller sağı
Çığrışın bülbüller mest edin bağı
Zöhre Han Tahir'in çeşmi çırağı
Neden eller geldi Zöhre'm gelmedi 

Kime gidem
Kimim var kime gidem
Yarayı senden aldım
Dermana kime gidem
***** 

Kırmızı Gül!! 

Yöre:         Göle/Hoşdülbent
Kaynak:      Ganime Kızılateş 

Kırmızı gül demet demet
Yaşam değil bir alamet
Gitti gelmez o muhannet
Şöregel de balam kaldı
        Gülom nenni balam nenni
        Kefensiz gömdüm ben seni 

Kırmızı gül harman olsa
Derdimize derman olsa
Yaradan da ferman olsa
Şöregel de balam kaldı
        Gülom nenni balam nenni
        Kefensiz gömdüm ben seni 

Hezeli Gülom hezeli
Şöregel'in gül güzeli
Gül idin döktün gazeli
Şöregel de balam kaldı
        Gülom nenni balam nenni
        Kefensiz gömdüm ben seni 

Oyunu balam oyunu
Isıtamadım suyunu
Kim ölçtü biçti boyunu
Şöregel'de balam kaldı
        Gülom nenni balam nenni
        Kefensiz gömdüm ben seni
*****
Not: »Kırmızı Gül adıyla bilinen bu ezgi sözlerin bir başka çeşitlemesinde ise “Şol Revan’da balam Kaldı” diye söyleniliyor. Revan Hanlığının dağılışı ve Ravan göçlerini anlatan bir ağıttır deniliyor.«
******
Ardahan Ağıdı! 

Ardahan'ı dağıtdılar
Beylerini çağırtdılar
On bin altın derc etdiler

            Yandın günahdan Ardahan
            Yandın fizahdan Ardahan 

Bazıleri kaçdı gece
Karlı dağlar aşdı gece
Kimi zeher içdi gece

            Ne günler gördün Ardahan
            Hanı şenli gün Ardahan 

Nazlı nazlı kız gelini
Kazaklar bükdü belini
Tipiler tutdu yolunu

            Kız gelin hanı Ardahan
            Yetim meskeni Ardahan 

Cami mescid dolu şivan
Onda kuruldu bir divan
Kırdı nası Aqop İvan

            Hanı zenginler Ardahan
            Misafir seven Ardahan 

Namehremden kaçar kızlar
Kazaklar'ı görüb sızlar
Kaç ha kaç oldu o düzler

            Neler gördün sen Ardahan
            Oldun hep viran Ardahan 

Bele m'olur dünya işi
Kan götürdü bütün leşi
Görülmüşdü kara düşü

            Yakdın alemi Ardanan
            Dermansız derdli Ardahan 

Kırdılar bütün erleri
Kanı doldurdu yerleri
Soldu açılmış gülleri

            Saraldın soldun Ardahan
            Bize derd oldun Ardahan 

Bin dokuz yüz hem on beşin
Malumdur oldu bu kışın
Bir Mevla'ya kaldı işin

            Dili duada Ardahan
            Kalıbdır oda Ardahan
***** 

Ben Kars'a Dükkan Açtım 

Ben Kars'a dükkan açtım
Her yana haber saçtım
Bunca güzel içinde
Yar deyi seni seçtim

            Hezale yerli yerli
            Delale yerli can 

Sivin köyün şaşkını
Olmuş sevda düşkünü
Baş açık yalın ayak
Halay çeker kış günü

            Hezale yerli yerli
            Delale yerli can 

Sivin'in önü düzdür
Ezdir güzelim ezdir
Sevda dedikler şey
Yürekte yanan közdür

            Hezale yerli yerli
            Delale yerli can 

Yar anası haladır
Sevda başa beladır
Halanın düşkünlüğü
İki parça maladır

            Hezale yerli yerli
            Delale yerli can
***** 

Çam Beşiğe Koyunca 

Çam beşiğe koyunca
Nenni dedim doyunca
Ağ kundaklar içinde
Uyur karnı doyunca 

Nenni deyim yatasın
Kızıl güle batasın
Kızıl gül gölgesinde
Derin uyku tutasın 

Kızıl gül oymak oymak
Hemi yağ hemi kuymak
Ay balam bir bakmaynan
Olur mu sana doymak 

Kızım güldür açılır
Hanemize saçılır
Hemi bal hemi şerbet
Benim yavrum içilir 

Kızıl gül dane dane
Açılır yane yane
Babası gelsin görsün
Benim yavrum bir dane 

Kızıl gülüm kırmızı
Çekilir gülün nazı
Büyüsünde görsünler
Köyün bir tane kızı
***** 

Dandini Dandini Analı Bebek 

Dandini dandini analı bebek
Elleri kolları kınalı bebek

Dandini dandini dasdana
Danalar girmiş bostana 

Kov bostancı danay
Yemesin lahanayı 

Dana bağda salkım yer
Benim yavrum lokum yer 

Dandini dandini bicili bebek
Elleri kolları ciclii bebek 

Dandini dandini dadası gelsin
Akşama eve babası gelsin 

Dandini dandini analı bebek
Elleri kolları kınalı bebek
***** 

Hoppala Oğluma Yaz Geldi 

Hoppala oğluma yaz geldi
Çarşıya kiraz geldi
Aldım üç okka kiraz
Dedi ana az geldi 

Hoppala oğluma hoppala
Day day durmaya çabala
Çarşılar açık bugün
Dayısı gitmiş top ala 

Dayday dur dayın gelsin
Başka da neyin gelsin
Dayının ceplerinden
Şekerden Payın gelsin 

Hoppala oğluma hoppala
Day day durmaya çabala
Çarşılar açık bugün
Dayısı gitmiş top ala
***** 

Kervan Geliyor Ucudan 

Kervan geliyor ucadan
Duman tütüyor bacadan
Allah nazardan saklasın
Muskalar aldım hocadan

            Nenni benim kuzum nenni
            Nenni iki gözüm nenni 

Nenni dinlersin yatınca
Derin uykuya batınca
Muradını versin Allah
Ömrün kemale yetince

            Nenni benim kuzum nenni
            Nenni iki gözüm nenni 

Nennin deyirem yatasın
Al kızıl güle batasın
Büyyüp adam olunca
Ata sözünü tutasın

            Nenni benim kuzum nenni
            Nenni iki gözüm nenni 

Akşamınan güneş battı
Uykusuzluk cana yetti
Benim yavrumun babası
Uzak gurbetlere gitti

            Nenni benim kuzum nenni
            Nenni iki gözüm nenni 

Nenni deyim günde ben
Gölgede sen günde ben
Yılda bir kurban olur
Sana kurban günde ben

            Nenni benim kuzum nenni
            Nenni iki gözüm nenni
***** 

Köyler (Ağam Dere Düzleri) 

Ağam dere düzleri paşam dere düzleri
Yayılır öküzleri yayılır öküzler
Arpaşen’in kızları Arpaşen’in kızları
Arpa rengi yüzleri arpa rengi yüzleri 

Ağam dere düzleri paşam dere düzleri
Yayılır öküzleri yayılır öküzleri
Altınbulak kızları Altınbulak kızları
Çarık çorap yüzleri çarık çorap yüzleri 

Ağam dere düzleri paşam dere düzleri
Yayılır öküzleri yayılır öküzleri
Sinotlu’nun kızları Sinotlu’nun kızları
İs kokuyor yüzleri is kokuyor yüzleri 

Ağam dere düzleri paşam dere düzleri
Yayılır öküzleri yayılır öküzleri
Sivinli’nin kızları Sivinli’nin kızları
Çopur çopur yüzleri çopur çopur yüzleri 

Ağam dere düzleri paşam dere düzleri
Yayılır öküzleri yayılır öküzleri
Aburlu’nun kızları Aburlu’nun kızları
Durgun durgun yüzleri durgun durgun yüzleri 

Ağam dere düzleri paşam dere düzleri
Yayılır öküzleri yayılır öküzleri
Gülistan’ın kızları Gülistan’ın kızları
Çamur çamur yüzleri çamur çamur yüzleri 

Ağam dere düzleri paşam dere düzleri
Yayılır öküzleri yayılır öküzleri
Hoşdülbent’in kızları Hoşdülbent’in kızları
Ayna tabak yüzleri ayna tabak yüzleri
***** 

Nenni (Benim Yavrum Al Olacak) 

Benim yavrum al olacak
Al petekte bal olacak
Felek zulmunu salanda
Anasına dal olacak

            Nenni benim kuzum nenni
            Nenni iki gözüm nenni 

Ben yavruma can demişem
Özüne kurban demişem
Hele dal derin uykuya
Sabaha uyan demişem

            Nenni benim kuzum nenni
            Nenni iki gözüm nenni 

Yatağı serin balamın
Nennisi narin balamın
Mevla’dan dilerim olsun
Uyukusu derin balamın

            Nenni benim kuzum nenni
            Nenni iki gözüm nenni 

Kervan gelir eşe eşe
Yüce dağlar aşa aşa
Ana dileği kabuldur
Ayağın deymesin taşa

            Nenni benim kuzum nenni
            Nenni iki gözüm nenni 

Bir ay doğuyor yüceden
Şavkısı iner bacadan
Bugün biraz derin uyu
Az uyudun dün geceden

            Nenni benim kuzum nenni
            Nenni iki gözüm nenni
***** 

Nenni Balam Uyuyacak 

Nenni balam uyuyacak
Uyudukça büyüyecek
Tıpış tıpış yürüyecek
Eeee eee nenni nenni 

Benim balam göy çiçek
Uyuyup da büyüyecek
Tıpış tıpış yürüyecek
Eeee eee nenni nenni 

Nenni balam n’olacak
N’olacak he n’olacak
Büyük adam olacak
Eeee eee nenni nenni 

Nenni Dedim Dalıncak 

Nenni dedim dalıncak
Çam tahtadan salıngaç
Halası allı turna
Dayısı da kırlangıç 

Nenni dedim dilledim
Ağ kundağın elledim
Uykular gelsin diye
Beşiklerin salladım 

Nenni dedim uyusun
Uyusun da büyüsün
Anasının ardında
Tıpış tıpış yürsün
***** 

Nenni Deyim Balama 

Nenni deyim balama
Şeker tuttum balama
Ağzına tatlar gelsin
Boş çaputu yalama 

Ağ kundak ağlan balam
Dalıma bağlan balam
Yeğin düşman çatlasın
Kız değil oğlan balam 

Nenni dinle ay balam
Günlerini say balam
Vakti zaman gelince
Duracak day day balam 

Nenni yoldaşım balam
Babam kardaşım balam
Şu yalancı dünyada
Ekmeğim aşım balam
***** 

Oğlandır Oktur 

Oğlandır oktur
Bir külek boktur
Atın kapıya
Faydası yoktur 

Kızdır nazdır
Bin altın azdır
Bin daha getir
Gel kızı götür 

Oğlan atılmaz
Bala katılmaz
Çarşı pazarda
Pula satılmaz 

Kızım haralı
Dağlar maralı
Kızımı alan
Gelsin paralı ...

 

Hazırlayan:
Orhan Bahçıvan »Halis Kızılateş«.

Ardahan Türküleri...


Ezgilerimizde Karacaoğlan Geleneği Üstünden Yerli Havalar.

Ezgilerimizde Karacaoğlan Geleneği Üstünden Yerli Havalar.. Karaca-Oğlan Geleneği üstünden Yerli Havalar. Türk Halk yazını içinde var o...