Karaca-Oğlan Geleneği üstünden Yerli Havalar.
Türk Halk yazını içinde var olan ozanların hemen hemen hepsinin kendisine özgü havaları vardır. Bazı ozanların birkaç havanın ötesine geçmemesinin yanı sıra, bazı ozanlar var ki, bunlar halk kültürü bünyesinde adıyla sisteme sahiplenmiş konumdadır. Aşık Kerem, Köroğlu, Karaca-Oğlan isimlerini sayabiliriz.
Konumuz olan Karaca-Oğlan adı bir ülkenin ozanı olarak ele alınmamalı, Balkanlardan başlayıp Güney Asya topraklarına kadar uzanan bir sahanın kültürel varlığıdır. Gerek şiir bazında gerekse ezgi bazında bu koca sahanın hemen hemen tek sahibidir diyebiliriz. Anadolu topraklarında hangi kente giderseniz gidiniz, bir Karaca-Oğlan halayı, oyunu, yallısı bulunur. Yöre insanı bu tür oyunların adını Karaca-Oğlan adıyla söyler ve oynar.
Biz aşağıda sadece 52 tanesin adını verdik, bu listenin devamı olarak elimde bulunan yerli havalar başlığını taşıyan ve daha önceki “Anadolu Türk Ezgileri ve Ezgi Makamları. »İkinci Yazı«” başlıklı yazımda aktardığım listeyi bu yazının sonuna ekleme gereği duydum. Çünkü, yerli hava demek Karaca-oğlan demektir Anadolu halk kültüründe.
“Her oyunu, her havayı söylerken Karaca-Oğlan havası ya da Karaca-Oğlan oyunu, Karaca-Oğlan halayı gibi bilirler ve oynarlar.
Ozan sahasında belli başlı havalar var. bu havalar hakkında daha önce “Doğulu Halk Şairleri” çalışmasında belli başlı bilgiler vermiştik. Şimdi ise sadece Karaca-Oğlan adıyla bilinen ve halk arasında günümüze kadar getirilen havalardan söz edeceğiz.
»Aşık Havaları ya da Makamları.
Halk müziğinde makam ya da hava tartışmaları henüz somut bir anlaşma noktasına ulaşmadı. Müzik bilimcileri bu konuda birbirinden değişik görüşleri savunmaktadır. Bir bölümü makam kavramının halk müziği için kullanılmasının uygun olmayacağını, bunun yerine hava (ya da ayak) denmesinin daha doğru olacağını savunmasına karşın, bir bölümü ise bunun tersini öne sürmektedir. Bu konuyu açıklığa kavuşturmak, dahası bu konuda ortak bir açıklamaya ulaşmak şimdilik zaman alacağa benziyor. Ancak her şeye karşın bazı kavramları yanlış gibi görünse de bu çevreyi ifade eden, bu geleneği sürdüren kişilerin, yani aşıkların kendi deyimlerini temel alarak kullanmak daha uygun gibi görünmekte. Bunu kullanmak içeriğe ilişkin kesin bir belirlemeye gitmeden öte, var olana (şimdilik) bir isim vermeyi amaçlamaktadır.
Genelde hava, gayda, ağız, ayak, makam gibi değişik biçimlerde adlandırılsa da bu araştırmada makam kavramını kullanmak doğru görünmektedir. Çünkü araştırmanın konusu olan ve aşıklık geleneğini bugüne taşıyan kişiler bu durumu ifade etmek için temel olarak bu kavramı kullanmaktadır.
En genel anlamıyla makam, »bir durak ve güçlü ses çevresinde belirli kurallarla seyreden dizi« olarak tanımlanabildiğine ve halk müziği ya da aşık müziğinde de her müziğin kendi içinde böyle bir sistemi olduğuna göre makam kavramını kullanmak araştırmanın içeriği açısından sorun olmayacaktır.
Bu araştırmada makam kavramını kullanmanın 2 temel nedeni olacak. İlki, yukarıda da değinildiği gibi Türkiye sınırları içinde kalan yöre aşıklarının, öteki ise bu geleneği en yoğun ve aslına bağlı olarak sürdürme özelliğini gösterebilen Azerbaycan aşıklarının da bu adı kullanmalarıdır. Ancak yine de yerine göre makam yerine hava, aşık havası gibi başka deyim kullanıldığında başka bir anlam yüklemek olmayacağını bir kez daha vurgulamak yerinde olur.
Doğu müziğinin temeli makam üzerine kuruludur. İran, Azerbaycan, Arap müzikleri geleneğe ve kurallara bağlı olarak mutlaka makamıyla birlikte ifade edilmekte, çoğu zaman söylenen, icra edilen müziğin adı değil makamıyla anılmaktadır. Bu gelenek Türkiye’de resmi olarak yalnızca sanat müziğinde sürmekte, halk müziğinde ise tümüyle göz ardı edilmektedir. Oysa özellikle Azerbaycan aşıklık geleneğinin bir boyutu olarak süren Kuzeydoğu Anadolu aşık müziğinde bu gelenek yaşamaya devam etmektedir. Sözgelimi Çıldır’ın herhangi bir köyünde makamını anmadan bir aşığın sanatını icra etmesi olanaklı değildir. Herhangi bir köydeki, herhangi bir dinleyici bile bu makamların/aşık havalarının önemli bölümünü bilir ve ona göre de icra eden aşığı belli bir denetim altında tutar. Bu gelenek tüm Kuzeydoğu Anadolu’da, özellikle Kars bölgesinde yerine göre kısmen daha az öneme alınarak sürmektedir. Erzurum, Artvin, Gümüşhane bölgesinde ise ne yazık ki aynı yoğunluk sürmemektedir.
Bu
konuda temel bir çalışma da yapılmadığından zamanla unutulma
tehlikesi söz konusudur.
Çıkışı itibariyle bir kesinlikten söz etmek mümkün olmasa da Kuzeydoğu Anadolu aşıklık geleneğinde makamların/havaların oluşumuna ilişkin genel yaklaşım şöyle özetlenebilir:
Aşıkların çalıp söylediği her şeye hava ya da makam denir. Azerbaycan geleneğinde de hava ya da makam kavramları kullanılır. İslamiyet sonrası Arap kültürü ve müziğiyle de yakınlaşma olmasına karşın makam adları ve kalıpları temel olarak İran müziğinden aktarılmıştır. Ayrıca yerine göre de avaz ya da ağız denmektedir. Hava ve makam deyimleri aynı anlamda kullanılır. Ancak İran ve Ermeni kökenli aşıklar daha çok makam deyimini kullanmaktadırlar.
Söz Havaları.
Hangi tür hava olursa olsun temelde insan sesidir. Çıkış noktası tek insan sesine dayanır.
Bu başlangıç 4 kök havadan oluşur.
1.
Dağ Havaları
3. Çoban Havaları
4. Cenk Havaları
Söz konusu bu 4 kök havanın her biri de kendi içinde 7 havadan oluşur. Buna göre 4 kök havayla birlikte toplam 32 ana hava vardır. Öteki havalar bunların bir türevi ya da karışımlarından oluşur.
Dağ Havaları:
Dağ havalarının bir adı da Kerem havalarıdır. Ancak başlangıç itibariyle bu havaların çıkışı bilinen Aşık Kerem’e dayanmaz. Kerem halk anlatılarında geçen bir dağ adıdır. Daha sonra bu dağın adının verildiği aşıklar ve bunlara bağlı hikayeler oluşmuştur. Kerem hikayelerinin geniş coğrafi alanlarda tutulması ve yaygınlaşması nedeniyle de havanın adı, Aşık Kerem kaynaklı bir duruma gelmiştir.
Oba Havaları:
Bir adı da çukuroba olarak bilinir. Buradaki çukur alçak yer değil, yayvan, dağınık okunan hava anlamındadır. Güney Anadolu’daki Çukurova’yla ilgili değildir.
Çoban Havaları:
Çobanlık sanatının kendine özgü geliştirdiği kök havadır. Çıkış noktası hayvan sesi, su sesi, yağmur sesi, çobanın hayvanları çağırma gibi doğaya ilişkin sesler bu havanın aslının oluşturur.
Cenk Havaları:
Bireyin ve toplum kahramanlıklara ilişkin duygularını anlatan havalardır. Küroğlu, daha sonra Köroğlu havaları olarak söylense de başlangıç olarak bunlarla ilgisi yoktur. Kerem havalarının uğradığı değişiklik gibi, daha sonra Köroğlu ya da benzer havalar cenk havaları üzerinden gelişmiş ve bütünleşmiştir.
Saz Havaları:
Aşıklık geleneğinde saz havaları tarihsel ve kültürel konumları itibariyle bazı aşıklara göre 4, bazılarına göreyse 7 koldan oluşur.
Bu geleneğin 4 koldan oluştuğunu savunan aşıklara göre temel havalar şunlardır:
1.
Divani
3. Ortakök
4. Urfani
Bazı eski aşıklar tarafından ise aşağıdaki 7 hava temel kabul edilir.
1.
Divani
3. Dilgemi
4. Misri
5. Çoban Bayatı
6. Palandöken
7. Çukuroba
Saza yani çöğür aletine çelik tel takılması, perde takılması ve mızrap ile çalınması Anadolu aşıklarının becerisidir. Önceleri çelik tel yerine bağırsaktan yapılan tel takılırdı. Üç tel takılır ve el ile çalınırdı.
Oyun Havaları:
Kök olarak 3 bölüme ayrılır.
1.
Baş Oyun Havası
3. Ayak Oyun Havası.
Bu oyun havaları da kendi içlerinde 7 kök hava olarak kabul edilir. Bundan da toplam 21 hava ve 3 de kök hava eklendiğinde 24 oyun havası ortaya çıkar.
Baş oyun havası olarak ses, ıslık çalmadan dolayı baş denilmiştir. Düdük, zurna, kaval baş oyun havaların sesi olmuştur.
Orta oyun havası, sesin olmadığı sadece hareketlerin geliştiği havalardır. Dini ayinlerin, kurban kesme, ekin biçme, avlama olayları bu kök havanın temelini oluşturmuştur.
Ayak oyun havaları el ve ayak seslerinin oluşturduğu havalardır. Vurma olayı vardır. Vurarak ses çıkartma olayı. Davul gibi vurularak çalınan aletler buradan gelir.
Kars yöresi ve Anadolu’da bulunan ve buralarda ortaya çıkan makamlar vardır. Bunlar bulunulan yere göre yerli makamları, başka yerden gelenlere ise göçmen makamları denir. Bu durum örneğin Azeri geleneğinde tam tersen adlandırılır. Yani Anadolu yerli makamları Azeri geleneğinde göçmen, Anadolu’daki göçmen makamlarıysa yerli olarak adlandırılır.
Makamların adları süreç içinde bazı değişimlere uğramıştır. Örneğin, Rum Divanisi adlı makamın değişimi sırasıyla önce Erzurum Divanisi, Osmanlı Divanisi, Sümmani Divanisi biçiminde olmuştur.
Bazı makamlar hem kişi hem de o kişinin yöresiyle birlikte anılmaktadır. Örneğin Şenlik Divanisi ya da Çıldır Divanisi dendiğinde aslında aynı şey kastedilmektedir.
Her ne kader artık tümü kullanılmasa da aşıklık geleneğinde aşağıda sıralanan birçok makam bulunmaktadır.«
Öncelikle şunu yazmalıyız, halk sevdiği, beğendiği isimlerin üzerinden kendi kültürünü aktarmayı sever. Bu isimlerden birisidir Karaca-Oğlan. Bu nedenle, Aşık Kerem adına onlarca hava, Köroğlu adına onlarca hava üzerinden ezgiler seslendiriliyor. Karaca-Oğlan çok geniş sahaya yayıldığı için “el havası” adı altında onlarca anonim olan havalarından söz edebiliriz. Bu havalar özünde “Yerli Havalar” başlığı altında ayrıca sunulmuştur. Bir başka yazımda bu isim listesini aktarmışım. Bu yazında son bölümüne ekleme gereği duydum.
Çok detaylı bir araştırma yapılırsa halk ezgileri temel olarak ozanlar kültürüdür diyebiliriz. Dede Korkut yani bir diğer adıyla Korkut Ata'nın kıl kopuzundan bugüne ses verip gelen bir kültür armağanıdır.
Biz şimdi Karaca-Oğlan Havalarını sırasıyla yazalım. Elimizde bulunan 52 hava adını yazıyoruz. İleri bir tarihte bu sayı daha da artabilir diyelim.
Karaca-Oğlan
Havaları Benim arşive aldığım liste bundan ibarettir.
- Acı Hava
- Barak Havası (Karaca-Oğlan)
- Bey Usuli
- Cefa Havası
- Cem Koşması
- Dağlar Havası
- Derbeder Havası
- Dübeyd Havası
- Erzurum Mor Koyun Havası
- Gaziler Havası
- Gel Yârim Havası
- Kara Koyun Havası
- Karaca-Oğlan Ağır Hava
- Karaca-Oğlan Amik Ağzı
- Karaca-Oğlan Bozlağı
- Karaca-Oğlan Çağırmak / Çığırmak.
- Karaca-Oğlan Destani
- Karaca-Oğlan El Havası
- Karaca-Oğlan Gavurdağı Bozlağı
- Karaca-Oğlan Geraylısı
- Karaca-Oğlan Gurbeti
- Karaca-Oğlan Güzellemesi
- Karaca-Oğlan Halayı
- Karaca-Oğlan Havası
- Karaca-Oğlan Kırık Hava
- Karaca-Oğlan Koşması
- Karaca-Oğlan Mayası
- Karaca-Oğlan Nahcivani
- Karaca-Oğlan Oyun Havası (Dilber)
- Karaca-Oğlan Öğütleme
- Karaca-Oğlan Sarı Kız / Sarı Gelin.
- Karaca-Oğlan Sarıtel
- Karaca-Oğlan Sevdası
- Karaca-Oğlan Sürmeli Havası
- Karaca-Oğlan Şikeste
- Karaca-Oğlan Türkü
- Karaca-Oğlan Yıldız Havası
- Karaca-Oğlan Yörük Ağıdı
- Karaca-Oğlan Zarinci
- Karaca-Oğlan Zeybeği
- Karaca-Oğlan Yerli Ağzı
- Karaçi Havası.
- Karlı Dağlar Havası
- Kesme Divani
- Lala »Lele« Havası
- Telli Turnam Havası
- Türkmen Havası
- Üç Telli Turnam
- Yanık Hava Karaca-Oğlan
- Yerli Divanisi Karaca-Oğlan
- Yerli Havası Karaca-Oğlan
- Yıldızeli Havası
Karaca-Oğlan geleneği üzerinden verilen tüm havalar, Anadolu denilen toprakların yerel sesidir diyebilirim. Bir başka yazımda sözünü ettiğim bu yerli havaların listesinin bir bölümünü bu yazının sonuna eklemek istedim. Nedeni ise, Karaca-oğlan demek yerli Halkın sesi demektir. O halde buyurun bu listeyi birlikte okuyalım...
Aşağıya yazacağım isim listesi elbette ki yöremizde bilinen yerli havaların tamamı değildir. Benim arşivimde bulunan isimleri, Ozan Korkmaz İkan kaynaklı olanlarla karıştırarak sıralanmıştır. Bu makam ya da havaları sayı olarak vermek hiçbir zaman mümkün değildir. Yerli havaların adlarını yazmadan önce küçük bir not düşmeliyim. Bilinen havalar içinde Ağıt Havası olarak seslendirilen hava özünde Ağlatma havası olarak geçiyor. Bu ağlatma havasının kendi içinde değişik çeşitlemeleri vardır. Örnek: Gelin ağlatma havası, Damat ağlatma havası gibi demeliyim.
Karacaoğlan’nın tek bir isim olmadığını yayınladığımız “Kara’oğlan Geleneği ve Şiirleri” çalışmasında sunmuştuk. Bu sunumdan yola çıkarak, tarihsel süreç içinde KarcaOğlan aıyla ozanlık geleneği içinde bilinen, dahası halk arasında çalınıp söylenilen ne kadar yerli halk havaları var ise, bu havaları “Yerli Havaları” başlığıyla bir başka yazımda da aktarmıştım. O yazıda aktardığım isim listesini bu yazının sonuna almayı görev bildim. O halde bu yazının son anlatımı olarak bu listeyi okuyalım.
Yerli Havalar:
El Havaları ya da Halk Havaları:
Acı Hava-»Karac-Oğlan«, Ağlatma Havası (Ağıt), Ağır Şerili, Ardahan Cengisi, Ardahan Divanisi, Ardahan Döndürmesi, Ardahan Güzellemesi, Ardahan Yerli Barı, Ardahan Yerli Havası, Ardahan Karşılaması, Ardahan Zarincisi, Alçak Segah, At Üstü Makamı, Avşarı, Ayvaz Güzellemesi, Azeri Güzellemesi, Bademi Şikeste, Bala Memmet, Baş Sarıtel, Behmani, Bey Usulü, Cefa Havası-»Karac-Oğlan«, Cenkleme, Celaloğlan, Celaloğlu, Celili, Cem Koşması-»Karac-Oğlan«, Ceylani Kerem, Cıgalı Tecnis, Cinaslı Türkü, Cirit Havası, Civan öldüren, Curcuna Kerem, Çakıştırma, Çay Havası, Çıldır Divanisi, Çıldır Güzellemesi, Çobankere, Çukuroba Makamı, Dağlar Havası-»Karac-Oğlan«, Derbeder, Destanı Havası, Deyiş, Dilgamı Şikeste, Diligem, Dübeyd Havası, Divani, Düz Tecnis, Düğün Açma Havası,Döğme Keremi, El Havası, Eller (Yedi Yol), Emrah Havası, Erzurum Divanisi, Dübeyti, Dudak Deymez, Durnalar »Kağızmanlı Hifzı«, Erdiş, Erzurum Mor Koyun Havası-»Karac-Oğlan«, Garibi, Üç Kollu, Gazel Divanisi, Gaziler Havası- »Karac-Oğlan«, Gel Yârim Havası-»Karac-Oğlan«, Geraylı, Gevheri, Göleli Gelin, Guba Kerem, Gurbeti, Gülüzari Havası, Gürcistan Divanisi, Gürcistan Gazeli, Güzelleme, Gürcistan Güzellemesi, Hasta Hasan Divanisi, Hasta Hasan Güzellemesi, Hicrani, Hoşdamak, Hoşdamak Güzellemesi, Hoyratlar, İlahi Havası, İran Güzellemesi, İrevan Çukuru, Kahramanı, Kara Koyun Havası, Karaçi, Kars Havası, Kars Yallısı. Kars Yerli Barı, Karşılama Havası, Kasapoğlu Divanisi, Kesik Divanisi, Kerem Güzellemesi, Kerem Türkü, Kerem Yıldız, Kesik Kerem, Kesik Köroğlu, Keşişoğlu, Kına Havası, Kırat Bozuğu (Bozlağı), Kırat Güzellemesi »Köroğlu«, Köhne Hoşdamak, Köroğlu Atlı Havası, Köroğlu Bozuğu (Bozlağı), Köroğlu Divanı, Köroğlu Döndermesi, Köroğlu Güzellemesi, Köroğlu Koçaklaması, Köroğlu Makamı, Köroğlu Muhammes, Köroğlu Sorağı, Köroğlu Şikestesi, Köroğlu Yiğitlemesi, Koçaklama, Lala Makamı, Leb Değmez Tecnis, Mansırı, Mayalar, Memmedbağiri, Merdanoğlu, Mereke Divanisi, Nahcivani, Nanay Havası, Nanay-Yallı Havası, Nasihat, Nurani (Aşık Nuri), Oğuzoğlu Havası, Orta Sarıtel, Derbeder, Acem Derbederi, Osmanlı Derbederi, Osmanlı Divanisi 1, Osmanlı Divanisi 2, Öğütleme Havası, Ruhani, Sarı Çiçek, Sarı Gelin, Sarı Kız, Sarı Seyran, Sarı Yıldız, Satranç, Sefil Baykuş, Segah, Semayi, Sert Köroğlu, Servan Güzellemesi, Sultani, Sultaniye Benzer, Sümmani Divanisi, Sümmani Havası, Sürmeli Havası, Süsenberi (Aşık Nuri), Şehnaz Divanisi, Şekeroğlan Havası, Şenlik Divani, Şikeste, Şur, Orta Şur, Şur-Şahnaz, Tatvan Kerem, Tatyan Keremi, Taşlama, Tello, Tecnis, Yerli Tecnis, Tekellim, Telli Turnam Havası »Karac-Oğlan«, Toy Havası, (Şair Nebi), Türkmen Havası, Türkü Köroğlu, Türkü, Urfani, Urum Bozlağı, Urum Divanisi, Üç Kollu, Üç parmak, Üç Telli Turnam-»Karaca-Oğlan«, Velvele Kerem, Yanani, (Aşık Nuri),Yanık Hava-»Karac-Oğlan«, Yanık Kerem, Yanıltma, Yar Havası, Yayla Yaygısı, Yedekli Kerem, Yedekli Köroğlu, Yedekli Şikeste, Yerli Divanisi, Yerli Güzellemesi, Yerli Havası, Yerli Yanığı, Yedekleme, Yetimi Şikeste, Yıldızeli Makamı-»Karac-Oğlan«, Yorgun Kerem, Yörük Divanisi, Yörük Güzellemesi, Yurt Yeri, Yüksek Hava »Karac-Oğlan«, Zarinci, Zincirleme, Zincirli Kerem, Zincirli Köroğlu, Zübeyde.
Orhan Bahçıvan, Halis Kızılateş«.
1 Bu bölüm Ferman Baba’nın (1922-1996) bu konuda oluşturduğu el yazmaları, Aşık Burhani, Haydar Çetinkaya ve Şeref Taşılova’nın kaynaklıkları temel alınarak hazırlandı.
