9 Şubat 2017 Perşembe

Karslı Şair Baykan »Bıkan«

Karslı Şair Baykan »Bıkan«



Şair Baykan’ın yaşamı hakkında elimizde yeterli bir bilgi yoktur. Bazı bilgiler yerel yaşam konumuna göre verilse de kesin değildir. Kimilerinin şair, kimilerinin de aşık diye nitelediği Baykan, bilinen en önemli özelliği yörenin en eski aşığı olmasıdır. Bu şairi elimizdeki destanın mahlas dörtlüğünde geçen »Baykan ya da Bıkan« eydür söylemiyle tanımlıyoruz

Elimizdeki destanın konu itibarıyla Kars’ı işlemesi nedeniyle bu aşığa Karslı aşık ya da şair diyoruz. Şairin ya da aşığın Karslı olması nedeniyle aşıklık sanatına bağlı saz çalan ve gelenek üzerinde yürüyen biri olarak tanımlanıyor. Bizce de doğru bir tanım olsa gerekir.

»Aksak Timur güzelim Türk illerini yakıp yıkarak kendi soyundan yüz binlerce insanı kılıçtan geçirerek orta Asya'dan batıya doğru gelirken İran üzerinden Azerbaycan’a yönelir oradan Kars üzerine yürüyor. Kars ve yöresi o çağda Karakoyunluların egemenliği altındadır. Karakoyunlu hükümdarı Nasirüddin Kara Mehmet (1380–1389) Timur’a boyun eğmemiştir.

Timur onu cezalandırmak için Kars’ı kuşatır. Kalenin komutanı Firuz Ağha bir süre kuşatmaya dayanmışsa da kale düşer. Kars kenti yakılıp yıkıldığı gibi binlerce kişi kılıçtan geçirilir. Bu acı olay 1386 yılında onulmaz bir yara gibi tarihin bağrına gömülür. İşte Anadolu Türk saz şiirinin ilk yaratıcısı bu olayla ilgili olarak sesini duyurup adını öğreniriz ve Anadolu Türk saz şiirinin bilinen ilk ürünü onun ağzından çıkarak bize ulaşır. Bu kişi Ozan Baykan’dır.«[i]

Elimizde bulunan tek şiiri »Dâsîtân-ı Sukut-ı Kars« başlığını taşımaktadır. Sekiz dörtlükten oluşan bu destan 1386 yılında Timur Han’ın ordularıyla Kars'ı işgal ettiği ve Kars’ta yaptığı tahribatı anlatıyor.

Bu destan ilk olarak 1939 yılında Fahrettin Çelik (Kırzıoğlu)[ii] tarafından yayınlanarak edebiyat dünyasına sunulmuştur. Daha sonra değişik araştırmacılar tarafından çalışmalarına konu edinilmiştir. Birçok antoloji ve kitaplarda yer alan bu destan bilinen en eski destan olma özelliğini taşıyor.

Bu destan konu olarak Timur Han’dan »Kağan-ı Tatar« »Aksağ« yani Topal diye söz etmektedir. 1386 yılında geçen bu olayları bu denli canlı anlatması Şair Baykan’ın 25-30 yaşlarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu tahmini zamanlamaya göre de doğum tarihini ve ölüm tarihini bulmaya çalışmıştır araştırmacılar. Dönem olarak belli olması ve bu dönem üzerinde aktarılması en önemli olaydır.

************
Dâsîtân-ı Sukut-ı Kars

Bu yıl kıştan keçib bizim yazımuz
Çağır (çığır) bülbül güle yetmez nazımuz
Düşüb can kaydına itdük özimüz
Çü Kars ögin alıp Kağan-ı Tatar

Olar kusa vurur haçan sûr çalar
Kopar yevm-i kıyâm yüreği(i)miz çalar
Yol dikerler şehrin içre geçerler
Han buyurub: Hamı kes oh daş atar

Kalama bedene olar daş vurur
Zafer bulmaz kapug ögnünde durur
Lâçın yuvasına ilanlar yürür
Bala âvazesi semânı tutar

Çok iltimas kıldı Han'a o Aksag
Kalagnızı teslim eylen der yoksag
Ulugnuz kırılır kiçigniz tutsag
Olur leşkârıma derim şehri çatar

Kalana güvenib reddeyledi Han
Dedük yurt uğruna feda baş ü can
Bu haber mel'ûna yetdügni zaman
Leşkarnı yurlattı kapugna batar

Terkinde aşdılar kala kapusın
Zulunkârlar yıhdı (yahdı) şehrin yapısın
Batırdılar saray eyvan napusın
İkili taş yohdu toprağa katar

Zulumda tay olmaz Firavn ü Cengiz
Ahsağ'a topluyub bir derya dengiz
Misâl bedkâr leşkarla gena cengiz
Hayıf imaratnı çağanı satar

İşimiz kalıbdı uca Tangrı'ya
Baykan (Bıkan) eydür: Günüm yetdi songrıya
Devrüsünde yatırdılar kangrıya
Zalim Tatar hamı fidanı çatar.[iii]     

Orhan Bahçıvan
 

[i] Hikmet Dizdaroğlu, Türk saz şairinde ilk örnekler. “Türk folkloru, Eylül 1984.
[ii] İlk defa 1939 yılında Fahrettin Çelik (Kırzıoğlu) tarafından bilim dünyasına tanıtılan bu şiirin, daha sonra yazılmış olma ihtimali de vardır
[iii] Kaynak: Prof. Dr. Saim SAKAOĞLU, Türk Dili, Türk Şiiri Özel Sayısı III (Halk Şiiri)

7 Mart 2016 Pazartesi

Babe Kurban.

Babe Kurban*




Ablam bana seslenirken
Babe kurban
Siz bu canı sokakta mı buldunuz

Sokakta harcıyorsunuz
Derdi de
Başka bir şey demezdi

Ezgiler tel üstünde şamanca
Yürek sesi uğultu
Sarıçiçek mor menekşe
Deli Dumrul kuru köprü yolculuk
Geçenden bir akçe
Geçmeyenden üç akçe bir ton sopa
Değişmedi bu yasa
Halen geçerli

Bizim çarşılarda ses
Bizim sokaklarda çığlık
Varoşlar
Zulüm evlere yansıyordu
Kapıların önünde çöp yığınları
Çocuklar

Gençlik kitaba susamış
Kitap gençliğe
Sohbetler hep düşmanlıklar üstüne
Unutulan dostluklar
Yumruklar hep kavga için sıkıldı
Barışı anlatan yok

Suyu olmayan evlerin
Temelinde gözyaşı var
Işığı yok
Ortasında göz nuru var
Gözyaşını içiyoruz
Göz nuruyla aydınlanıyoruz
Camlar gazete kağıdı
Karartma
İç düşman
Dış düşman
Timsahın gözyaşları
Yavrusunu yutarken akarmış

Oysa
Ölüm toprağın bekçisiydi
Zulüm gençliğin
Çocuğundan korkan baba
Gençliğinden korkan devlet
Kan kusuyor sokaklara
İğreti yalanlarla
Besleniyor cellatlar

Pilli radyolarda ölüm haberleri
Gerekçeler tutarsız
Kimseler inanmıyor
Kimseler güvenmiyor
Ezgileri yitirdik
Sözler unutuluyor
Tek tek düşüyoruz toprağa
Toprak kimlik sormuyor
Sadece kucaklıyor

Ödünç alınmış
Her nefesin
Her tutkunun arifesinde
Genç yüreklerin
Kuyuları kazılıydı
Şiş göbekler doysun diye

Ablam bana seslenirken
Babe kurban
Kimi kimin yurdundan kovuyorlar
Cehaletin en büyüğü korkudur
Korkmayın
Sağlam basın toprağa
Bu toprak bizim derdi de
Başka bir şey demezdi!


                                       Eylül 1980
Orhan Bahçıvan, »Halis Kızılateş«


*Babe: Baba, Babacık, Babası, Küçük Baba anlamında. Cane gibi içten bir çağrışımdır. Babe Kurban, Ane kurban gibi..

26 Şubat 2016 Cuma

Göle Yöresi Halk Oyunları

Göle Yöresi Halk Oyunları


Hele Sen Göle'nin Neyini Gördün.
Bu yazıya başlamadan önce, halk oyunları üzerine bir açıklama yapılması en doğru yöntemdir. Ancak, yıllardır gerek yurt içinde gerek yurt dışında, çok değerli araştırmacılar yetişmiş ve bu konuda çok güzel yazılar yazmışlar. Benim kalkıp bundan sonra, halk oyunu budur ya da bu değildir demem biraz abes olur kanısındayım.

Benim yapacağım iş kendi yöreme ait olan halk oyunlarını aktarmak. İşte bu yazının amacı da budur. Bunun ötesindeki konu, şimdilik, benim gündemimde de değildir.

Göle yöresi, benim doğduğum, yaşadığım ve sonra da terk edip bıraktığım yöredir. Bir adıyla sıla, bir adıyla yılda bir kez gezmek için uğradığım bir yayla.

Ben bu yörenin halaylarını, barlarını yıllar yılı oynadım. Bu oynadığım halk oyunlarını şimdi araştırıp yazmaya çalışıyorum. Bu işin içinden alnım ak, yüzüm açık çıkarsam ne mutlu bana.

Gelelim Göle Yöresi Halk Oyunlarına

Göle yöresi halk oyunlarını 6 grupta toplamak istiyorum. Bugüne dek bu türden bir gruplama yapılmadığından, benim bu gruplama biçimim ilk olacak. Bazı yörelerde böylesi çalışmalar olmasına karşın Göle yöresi için bunu söylemek mümkün değil.

Göle yöresi yerel olarak sürekli akan bir toplum yapısına sahiptir. Durağan toplum olmadığı için, yaşama koşulları sürekli değişen bir yöredir.

Türküler, halk hikayeleri, masallar, atasözleri, maniler, söylenceler, barlar, halaylar, orta oyunları ve daha niceleri yerel konumlarını korumasına rağmen, durağan değildir. Sürekli dağılan bir yapıya sahiptir.

Göle yöresine özgü bir ağıt yakılmışsa, anında uzak bölgelere gidebiliyor. Halk oyunları da böyledir.

Göle yöresine özgü halk oyunlarını derlemeye başladığım zaman, sadece isimlerini yazmakla yetinmedim. Her oyunun türküsünü de derledim. Bu türküler başka yörelerde de bilinmekte ve oyunlar da aynen oynanmaktadır. Bu araştırmanın içinde yer alan tüm halk oyunlarını sadece Göle yöresiyle sınırlamak kanımca doğru değildir.

Doğru olan nedir? Doğru olan, bu araştırma kapsamı içine giren tüm halk oyunları Göle yöresince, yöre halkı tarafından bilinen ve oynanan oyunlardır. Bu halk oyunları içinde Göle yöresine ait olanları da vardır.

Göle yöresinde bar çok az bilinen bir oyun türüdür. Araştırma ve derleme sonucu elde edilen bar denilen oyunların adları da yazıldı. Yöre insanı genelde bu oyunları da halay olarak adlandırmaktadır.

Bar aslında Kuzeydoğu Anadolu yöresinde bilinen ve oynanan bir oyun türüdür. Köken olarak eski Türk Şaman geleneğine kadar uzanır.

Şöyle ki:
Bar: Şamanların elindeki davula Barı adı verildiğinden dolayı, Şaman dansından kaynaklanan, Barı adıyla anıldığı, zamanla, sözcüğün sonunda bulunan "ı" sesinin düştüğü ve Bar olarak söylenildiği ileri sürülüyor. Yani Şamanların dönerek oynadığı büyülü oyunlarındaki çalgının adını taşıdığı ileri sürülmüştür.

Şöyle demek en doğrusu. Şaman Türklerinin şölenlerinde davul eşliğinde oynadıkları oyunlara »Bar« denir. Bu tanım en doğrusudur bence.

Yöremizdeki bar oyunları genellikle davul ile oynandığı için adın da bu Barı denilen davul adından aldığından dolayıdır ki bu oyunlara Bar denilir. Bar Sözcüğünün Moğolca olduğu ileri sürülmüştür.

Göle Yöresi Barları.
  1. Ağır Bar »Bu Dağda Maral Gezer«
  2. Düz Bar
  3. Ters Bar
  4. Sarhoş Barı
  5. Tik Bar
  6. Tavuk Barı
  7. Temur Ağa Barı
  8. Dello Barı
  9. Zincirli Köroğlu Barı
  10. Tamzara
  11. Tek Tamzara
  12. Çift Tamzara
  13. Sık Bar.
Göle yöresinde tüm halk oyunlarına damgasını vuran oyun çeşidi halaylardır. Bunların olmazsa olmazları vardır. Bütün halaylar Üç Ayak dediğimiz ağır halaylarla başlar ve giderek hızlanan bir biçime dönüşür.

Yöremizde düğünler olduğu zaman haremlik selamlık denilen olay kesinlikle yoktur. Kadınlı erkekli karışık oynanır. Hele de halay başını yaşlı bir kadının çekmesi, davulcunun bu yaşlı kadının önünde şabaş[i] istemesi o düğünün en güzel yanlarından biridir.

Şabaş olayı, bahşiş olayıdır. Davulcu davulunu çalarak oyunun ritmine göre oyuncularla birlikte oynayarak halay başını çekenin önüne gider, hem halaydaki oyuncuyla karşılıklı oynar hem de şabaş eder.

Şabaş sırasında davulcunun söylediği sözler hep aynıdır.

Ay şabaaaaaaş
Dostun var olsun
Düşmanın kör olsun
Verenin kesesi bereket dolsun
Vermeyenin kaynanası ölsün

Bütün davulcular buna benzer sözler söyleyerek halayda bulunan oyuncuları şabaş eder.

Bu kısa açıklamadan sonra gelelim Göle yöresi halaylarına. Notlarımda 32 halay adı vardı, bu sayıyı sonradan eklemeler yaparak 40 sayısına ulaşabildim. Bu halayların türküleri de özel arşivimde bulunuyor. Göle yöresi türkülerini yayımladığım zaman bu halay türküleri de duyulacaktır.

Halaylar

Halaylar kendi içinde 3 guruba ayrılmaktadır. Kadınlı erkekli el ele tutularak tek sıra halinde dizilerek, aynı ritim üzerine ayaklar birlikte atılarak oynanılan oyunlardır.

  1. Düz Halaylar (Bey Halayı)
  2. Tek Ayak Halaylar
  3. Üç Ayak Halaylar

Düz Halaylar

Adı üstünde düz oynanan halaylardır. Bu halaylarda çok yavaş hareket edilir. Derler ki, düz halayda bir kadının başına bir bardak su koyduğun zaman halay dönen oyuncu ya da kadın, halayda oyun süresince, su bardağın içinde sarsılmaz. Düz halaylar yana doğru düz yürünür. Öne ya da arkaya pek gidilmez. Bu halaylarda deme-çevirme türküleri de söylenilir. Genelde davul zurna eşliğinde oynanılan halaylardır. Bazı köylerde bu halaya Bey Halayı da denir.

Tek Ayak Halaylar

Genelde Kuzeydoğu Anadolu yöresine özgü bir halay çeşididir. Yukarıda sözü edilen tüm yörelerde bu halay bilinir ve oynanır. Yörelere göre adları değişik olabilir.

Oyuncular birbirlerine sarılarak hafif öne eğilerek, bir ileri bir geri sallanarak oynarlar. Özellikle sol ayak öne atılmış durumda olmalıdır. Oyun süresinde halay başını çeken oyuncu halay başından ayrılarak ve tek başına oynayarak halayın sonuna katılır. Bu olay oyun süresince devam eder. Sırası gelen halay başını çeker ve oyun süresince ayrılıp sona katılır. Oyun böylece devam eder. Bu halaylar oynanılırken söylenilen türkülerden bir örnek vermek gerekiyor. O halde türkünün sözlerini de aktaralım:

Mezarlık da gül biter Emman emman
Gül biter bülbül öter Halım yaman

Bir başkası ise şöyle:

Köprünün altı yarpuz
Nerden gelirsin baldız
Bacın küsmüş gidiyor
Ben kalmışım yalınız

Üç Ayak Halaylar

Yöremizin en önemli halaylarıdır. Bu halaylar üç ileri üç geri gidilerek oynanılır. Bu halayların en önemlileri ise Göle Ağırlaması adıyla derlediğim ezgiyle oynanan halaydır. Hemen arkasından Göleli Gelin, bunu takiben Göle’nin Düzü halayı, Allı Gelin halayı oynanılır.

Arkasından da Karanfil Halayı adlı »Karanfil neden olur, ona yanarım anam ona yanarım« halayı gelir. Bu arada Eminem Halayı adlı »Nahır gelir boz tepeyi yol eder« halayını da unutmamak gerekir.

Üçayak halaylarını sıralayalım. »Bu adlar aynı zamanda türkü adlarıdır«.

  1. Göle Ağırlaması
  2. Göleli Gelin Halayı
  3. Göle’nin Düzü Halayı
  4. Allı Gelin Halayı (Büyük Kapının Gelini)
  5. Karanfil Halayı (Karanfil Neden Olur)
  6. Yayla halayı, (Hedom Yaylada Yaylada)
  7. Eminem Halayı
  8. Nare
  9. Nure
  10. Hafif Halay
  11. Yıldız Halayı (Kerem Halayı)
  12. Karaca-Oğlan Halayı
  13. Köroğlu Halayı (Oyunu)
  14. Beyaz Gelin Halayı
  15. Karabiber Halayı
  16. Bayburt Halayı
  17. Gülenber Halayı
  18. Bico Halayı
  19. Mamo Can Halayı
  20. Çardak Halayı (Köroğlu Halayı)
  21. Maral Halayı
  22. Gule Halayı (Gule Uyan Sabahtır)
  23. Nar Gule Halayı
  24. Sarı Gelin Halayı
  25. Kar Halayı
  26. Sallanma
  27. Döndürme Halayı
  28. Lörke Lörke
  29. Kürdoğlu Halayı
  30. Ho Hoy Dilber (Baca Baca Barhana)
  31. Diz Kırma
  32. Geçike »Kız« Halayı
  33. Kamber Halayı
  34. Teşi Halayı
  35. Leyla Halayı
  36. Kağızman Halayı
  37. Tello (Tello gider yan gider)
  38. Turna Halayı (Üç telli dört telli yaralı turnam)
  39. Dur Yerinde (Dur yerinde hanım dur yerinde)
  40. Sarıçiçek Oyunu

Benim notlarım burada bitiyor. Yani üçayak halayların adlarını bu kadar yazmışım. Aslında halaylarda her söylenen türkü bir halk oyunu sayılıyorsa, benim bu yazıya aktaracağım oyun türü iki bini geçer diye düşünüyorum.

Çünkü halaylarda söylenilen halay türkülerinin tüm buraya yazılmadığı gibi, Göle yöresi türkülerinin içine de alınmadı. Benim tek başıma bu işi başaracağımı sanmıyorum. Bu tür çalışmalar ekip işidir. Ben kendi çabamla bu derlemeleri, bu yazıyla aktarmaya çalışıyorum.

3) Koçeri »Köçeri« Oyunları:

Bu oyunlar kadınlı erkekli karışık oynanmasına rağmen, çok sert oyunlar ise sadece erkekler tarafından oynanır.

Koçeri »Köçeri« oyunlarına ezgi olarak örnek türkü yazarsak:

Açtı sıçan kaçtı sıçan
Bal küpüne düştü sıçan

Sıçanımın sırtı sarı
Bal küpünü etti yarı
Bizimkine deyme barı

Açtı sıçan kaçtı sıçan
Bal küpüne düştü sıçan

Koçeri »Köçeri« oyunları başlığı altında yazacağım oyunlar da yine türkülerin ezgilerine göre adlandırılır.

  1. Koçeri »Köçeri«
  2. Hoş Bilezik
  3. Şeker Oğlan
  4. Diz Kırma
  5. Jandarma (Jandarmayı Vurdular)
  6. Aşırma
  7. Sarı Seyran
  8. Kesmeli Sarı Seyran
  9. Kürdün Kızı
  10. Temir Ağa[ii] 

4) Tekli Oyunlar:

Bu oyunlar ise karşılıklı teke tek oynanan oyunlardır. Her oyuncu iki eline birer mendil alır, bu mendiller genelde yeşil ve al (mor) olmasına dikkat edilir. Yeşil Göle ovasını mor ise Göle’ye özgü inek ve koyun gibi hayvanların renklerini anımsatıyor. Bazen de al-yeşil mendiller alınır. Al ile yeşil olayına değinmek istiyorum.

Karaca Oğlan Bir türküsün de derki; »Yeşil bağla ala karşı« Araştırmacılar nasıl yorumlar bilemiyorum ancak bizim Göle yöresinde gelin kızın başına duvak takılır, duvağın üstüne iki vala örtülür bu valaların renkleri hiç mi hiç değişmez. Ön tarafa al vala, arka tarafa yeşil vala takılır. Yeşil bağla ala karşı derken, gelin ol benimle evlen anlamında söylenir. Karaca Oğlan da bu anlamda söylemiştir.

Karaca-Oğlan'a ait olduğunu bildiğim bir türkü sözünü yazmalıyım. 

Al Yeşil Geyinmiş 

Al yeşil geyinmiş geline bakın
Salınıp gezdiği yoluna bakın
Ağ gerdan üstünde tülüne bakın
Gelin seni saran kollar yorulmaz 

Al yeşil giyinip yola gidersin
Döner döner beni seyran edersin
Bu güzellik varken malı nidersin
Gelin seni saran kollar yorulmaz 

Karac-Oğlan söyler ezel ezeli
Hazan vakti bağlar döker gazeli
Al yeşil giyinmiş Türkmen güzeli
Gelin seni saran kollar yorulmaz 

Oyunu oynayan iki oyuncunun genelde biri kadın, biri erkek olsa da değişik olarak iki kadın ya da iki erkek de karşılıklı oynayabiliyor.

Gelelim bu oyunların isimlerine:
  1. Sarı Çiçek
  2. Paşa Köşkü (Köroğlu)
  3. Çardaklı Çevirmesi
  4. Misri Oyunu (Hançer Barı)
  5. Pınar Başı Oyunu[iii]
5) Orta oyunlar ya da kına gecesi oyunları:

Bu oyun türleri genelde kadınların kına gecesinde oynadığı oyunlardır. Bu oyunları da iki bölümde toplamak gerekiyor.

1) Gelinin kınası yandığı zaman oynanan oyunlar
2) Damadın kınası yandığı zaman oynanan oyunlar

Gelin kınası yandığı zaman oynanan oyunlar:

1) Deli Kız Sinin Geliyor Oyunu[iv]
2) Göleli Gelin oyunu

Bu oyun kına geceleri oynanılan bir oyun olduğunu aktardıktan sonra, oyun oynanırken sözlerin söyleniş biçimini de kısaca belirtelim:

Aldı Kız:
Ana sen Göle’nin neyini gördün

Aldı Ana:
Sürüden ayrılan koyunu gördüm

Aldı Kız:
Ana sen Göle’nin neyini gördün

Aldı Ana:
Altmış kız gelinin boyunu gördüm

Daha sonra kına gecesinde bulunan tüm kadınlar tarafından koro oluşturularak türkünün devamı söylenir.

Koro:
Göleli gelin edalı gelin
Kaşları gözleri balam sürmeli gelin
On parmağın onu da birden kınalı gelin
Endamı boydamı sürmeli gelin
On parmağın onu da birden kınalı gelin.

Bu türküyle birlikte gelinin ellerine kına yakılır.

3) Kızhanım Oyunu:
4) Aysamat Oyunu
5) Çerez oyunu

Damat kınası yanarken ise, başka oyunlar oynanır. Şimdi bu oyunları da sıralayalım:

  1. Develi Oyunu
  2. Damat Tıraş Edilirken Tıraş Oyunu
  3. Damat Kaçırma Oyunu
  4. Damat Karşılaması
  5. Damat Ağırlaması
  6. Sağdıç Ağlatma Oyunu
  7. Dönberi Oyun Türü

Bu oyun türü genelde kadınlar arasında hem kına gecesi hem de gelin önünde oynanan bir oyundur. Oyuncular el ele tutarak halka oluştururlar. Oyun sistemi koçeri »Köçeri« oyunları gibi zıplanarak oynanır. Ancak ayak oyunları, üçayak halaya benzer bir oyun ritmiyle dönerek oynarlar. Ancak bu oyun türünde türkü söylenmez, Mani söylenir. Maniler ise ara bağlantıları verilerek birbirlerine bağlanır. Bir örnek:

Bu bölüm bir kişi tarafından okunur.

Manici:
Geline bak geline
Kına yakmış eline
Anası kurban olsun
Kızın tatlı diline.

Bu bölüm toplu olarak okunur.
Grup:
İk’ döne can ik’ döne
Dönderin döne döne
İk’ döne can ik’ döne
Dönderin döne döne
    
                                      Orhan Bahçıvan »Halis Kızılateş«.

*********
[i] Şabaş: Bağış, düğünde, halay çekilirken, oyuncularda davulcunun topladığı parsa. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü...
[ii] Bu oyun Timur’un Göle'ye gelmesiyle yöre halkının ürettiği bir oyundur. Timur’un bir bacağı kısa olduğu için bu oyun aksak hareketlerle oynanır.
[iii] Bu oyun genelde Köroğlu’nun türküsü olan »Pınar başından bulanır« türküsüyle oynanır.
[iv] Bu oyun Kuzeydoğu Anadolu’da geniş bir sahaya yayılmış durumdadır. Oyunun nereye ait olduğunu pek tespit etmek mümkün değil, ancak bana bu oyunun Bayburt yöresinden geldiğini söyleyenler de oldu. Bunu da yazdıktan sonra oyun adlarına devam edelim.

Ezgilerimizde Karacaoğlan Geleneği Üstünden Yerli Havalar.

Ezgilerimizde Karacaoğlan Geleneği Üstünden Yerli Havalar.. Karaca-Oğlan Geleneği üstünden Yerli Havalar. Türk Halk yazını içinde var o...