Madımaklara
Düşen
Günışığı
Senin de hücrene
Düşer mi bilmem
»Devrimci şiir, hayata devrimci bir yorum getiren şiirdir. Bu yorum şairin yaşadığı çağa, kişisel eğilimlerine ve yeteneğine bağlı olarak değişik nitelikler gösterir. Kimi zaman salt bir yadsıma niteliğindedir. Bir tepki, eski değerlere yönelmiş bir saldırı, bir başkaldırı niteliğindedir. Kimi zamansa bu başkaldırının sınırlarını aşarak yeni değerler, yeni tanımlar getirir.«1
Sanırım »Gündönümü« şiirleriyle Can Yoksul bu tanımın içinde yerini almasını başarmış bir ozandır.
»Eski değerlere yönelmiş bir saldırı« derken, halk yazını içinde ilericilikle-gericilik kıl payı deyimiyle birbirinden ayrılır. Can Yoksul »Gündönümü« şiirleriyle bu kıl payı ayrımından ustaca geçmesini bilmiş, yarattığı her dizenin hakkını vererek çağdaş bir ozan olmanın onurunu taşıyor.
Kıl payı ayrımından söz ederken, »Gelin canlar bir olalım / Münkire kılıç çalalım / Hüseyin kanın alalım« demiyor. O biliyor ve anlıyor ki, çağdaş bir ozanın görevi, fanatik bir görüşle yola çıkıp ilericilik adına söz söylemek değil. İlericilik adına yola çıkıp devrimcilik adına söz söylemek.
Bakın ne diyor Can Yoksul:
Sıkı Dur.
»Sen sıkı dur oğul
Kelepçe kırılır
Zindan yıkılır
Hesap sorulur
Birgün
Gün dağların ardına vardı
Bu kurbağaların türküsüdür
Geceyi bölen
Ay ışığında
Bu geç kalışımızın
Türküsüdür
Hergün yeniden
Bir başka gün mü bekliyor bilmem
Daha kınından çıkmamış silahlar
İşte geldik
Ölüm yazacak değil gazeteler hep
Söyleyip duracak değil radyolar
Vurulup vurulup düşenleri
Sürecek değil puştluklar böyle
Sen sıkı dur oğul
Gün doğacak
Bu alanlarda
Gümbür gümbür
Davul çalacak
-Sen sıkı dur oğul-
Can Yoksul’un şiirleri salt imgeden ibaret olmamakla birlikte, kır çiçekleri gibi, kendine has bir üslupla boy verip yeşermesini bilmiştir.
Birçok ustanın da söylediği gibi, devrimci şiir »kapalı kutu« değil. Anlaşılır olmalı. Şiirin ne dediği, kime karşı, kimden yana olduğu anlaşılmalı. Ben bu tanıma katılıyorum. »Gündönümü« şiirleriyle Can Yoksul’un ne dediğini, kimden yana ve kime karşı olduğunu hemen anlıyoruz. »Umudum Sizdedir Ey Halkım« şiirine baktığımızda bunu daha güzel anlıyoruz.
Umudum Sizdedir Ey Halkım
Ölüme kafa tuta tuta
Geldik buralara
Madende
Fabrikada
Tarlada sıkılı yumruğum
Ey bizden önce
Tutun dağbaşlarında siper taşlarını
Ve unutmayanlar
Mapustaki
İşkencedeki
Yoldaşlarını
Umudum sizdedir
Ey yeraltındaki kök
Günışığına saklı tomurcuklar
Ve kavgayı oyun sanan çocuklar
Umudum sizdedir
Döven el demiri
Toprağı kazan el
Yazan el
Çizen el
Öfkemizi…
Yahut bir başka şiirinde bir
başka ses bularak, dinleyelim Can Yoksul’u:
Büyür Yeraltında
Akşam günüdürYakan tenimi benim
Orak tarlasında
Dikmeyin
Susuzluğuma
Gül dallarını
Boşalıp boşalıp doluyor
Damarlarıma
Hangi listeye baksam
Hangi dosyayı karıştırsam adım
Nesimiler Dedem sultanlar
Pir Sultanlar
Bunca yıllar başkaldırdım
Bunca yıllar kanadım
Yetmez diyorum karakollarınız
Kelepçeleriniz coplarınız
Tanklarınız tüfekleriniz
Toplarınız
Yasaklarınız
Yetmez
Başkaldırılarıma
Bir sevda çiçeğiyim
Bir kavganın çiçeği
Her mevsim yeniden
Yeniden açıyorum
Kıpkızıl…
Biryanım
Biryanım büyür sularda
Halka halka
Biryanım
Ağıtlarda
Anaların
Dal yaprak
Biryanım
Biryanım
Büyür
Yeraltında
Topraklardaii
Ne güzel şeylere vurgun Can Yoksul’un yüreği... Ne güzel şeylerle dolup taşmış Can Yoksul’un yüreği. Sanki onca acıyı, onca yokluğu, sürgünü, zindanı, görmemiş gibi, umudumuzu yeşeren çiçeklerle yaşamaya bağlamasını biliyor.
Anadolu toprağının »altın sabrıyla« imbiklerden geçerek damıtılmış mahzenlerde, zindanlarda, sürgünlerde mayalanmış bir peteğin balıdır, Can Yoksul’un şiirleri Bu bal biraz Madımak, biraz fabrika kokuyorsa ozanın özgün yanını da açığa vuruyor.
Her çiçeğin kokusu, her meyvenin tadı kendine özgüdür. »Gündönümü« şiirlerinin kokusu ve tadı kendine özgüdür.
Umudu hep yeniden, yeniden gündeme getiren ozan, inancı, sevinci, sevdayı, direnci, kavgayı da yeniden yeniden gündeme getiriyor. Kutluyorum Can Yoksul’u »Gündönümü« kitabıyla ve kitabın içende yer alan bu güzelim şiirleriyle.
Bu değerlendirme yazısı burada son buluyordu. Ancak Değerli dostum Can Yoksul aramızdan ayrılınca bu yazım bir kaç yerde yayınlandı. Daha sonra bu sayfaya alma gereği duydum. Bir ekleme yaparak. Değerli dostum Bekir Karadeniz'in hazırladığı ozanlar. Biz sayfasında yer verdiğim hece şiir türünü de bu sayfadan alıntı yaparak yazımın son bölümüne ekleme gereği duydum. Işıklar içinde uyu değerli dostum Selahattin Koçak Eserlerin hep bizimledir bilesin...
»Can Yoksul©
1948-2025. Çorum’un Tolamehmet köyünde doğdu. Asıl adı Selahattin Koçak’tır. İlkokulu ve öğretmen okulunu köyünde başlamak üzere değişik yerlerde tamamladı.
Şiire ilgisi ilkokul yıllarında başladı. Yöresinde dinlediği ve zamanla şiirlerini öğrendiği aşıklardan etkilenerek şiir yazmaya yöneldi.
1968 yılından sonra yaklaşık 10 yıl Çorum’un değişik köylerinde öğretmenlik yapan Can Yoksul, bu dönemde birçok aşığa ilişkin araştırmalara yöneldi.
Sonraki yıllarda öğretmenlikten ayrılarak Çorum çevresinde kalkınma kooperatiflerinde değişik görevlerde çalıştı. Bu görevleri sırasında Köy-Koop’un yayın organı olan »Tohum«, daha sonra »Allıturnam« adlı dergileri çıkaran Can Yoksul, Avrupa’nın birçok yerinde değişik konferans ve toplantılara katıldı.
Son yıllarda bir yöresel gazetede köşe yazarı olarak çalışan Can Yoksul’un Teslim Abdal’dan Deli Boran’a dek birçok halk ozanına ilişkin araştırması ve »Bozkırın Çocuğu« (1970), »Deli« (1974), »Gündönümü« (1980), »Seni Unutur muyum Seni« (1983), »Panzerler, Postallar, Darağaçları« (1983) ve »İnsanlığın Türküleri« (1990) adlı kitapları bulunmaktadır.
Can Yoksul Çorum'da öldü ve köyünde toprağa verildi.
Ben
Gökyüzünde uça
uça
Yoruldum ben yoruldum ben
Zalim avcı nişan
aldı
Görüldüm ben görüldüm ben
Kan akıyor bak yaram
var
Vurma avcı eşim duyar
İlden ile diyar diyar
Sürüldüm
ben sürüldüm ben
Düştüm gökten taş
üstüne
Aktı kanım baş üstüne
Sürme elin döş
üstüne
Kırıldım ben kırıldım ben
Çırpınırdım tepe
takla
Haydı toprak beni sakla
Sapı kanlı kör
bıçakla
Vuruldum ben vuruldum ben
Çil
kekliğim geldi sonum
Bir Can
idim n’oldu sonum
Kara toprak oldu sonum
Sarıldım ben
sarıldım ben
* * *
Üstünde
Derdin elinkinden yüce
belleme
Nice dert olur ki derdin üstünde
Eli cahil kendin
hoca belleme
Nice fert olur ki ferdin üstünde
Yara olur sızlar irin
akarak
Yara olur iyileşir kokarak
Say parmaklarını bir
bir bakarak
Üç değil beş olur dördün üstünde
Derdi olan elbet derman
çağırır
Kimi sinesinde öfke yoğurur
Bu dünya
durmadan korkak doğurur
Korkaklar yer tutmuş merdin üstünde
Can
Yoksul’um
olmaz yamaya yama
Sokulmuş böğrüne bir paslı kama
İki
köy birleşip bir olur ama
Yurt olmaz elbette yurdun üstünde«iii
Orhan Bahçıvan, »Halis Kızılateş«
i Ataol Behramoğlu »Yaşayan Bir Şiir« adlı kitabında devrimci şiiri açıklarken, şöyle başlıyor söze:
ii Şiirler Gündönümü Kitabından seçilmiştir. Gündönümü/Allıturna Yayınları. 1. Baskı 1980/ 2. Baskı 1989…
iii Ozanlar biz Bekir Karadeniz sayfasından.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder