KaraMavi Yayınları
Bekir Karadeniz ve Orhan Bahçıvan’ın uzun yılların birikimime dayanan ‘Karac’oğlan Geleneği ve Şiirleri’ araştırması bugüne kadar hazırlanan aynı konulu kitaplardan büyük ölçüde ayrılmaktadır. Hem içeriğin seçimi hem de Karac’oğlan konusuna yaklaşımda farklı yöntemlerle çalışıldı.
Karac’oğlan konusunu bir bireye indirgeyerek işlemenin ve kavramaya çalışmanın epey sorunlu bir yaklaşım olduğunu kabul ederek meseleyi bir gelenek üzerinden inceleme temelinde yürüten Karadeniz ve Bahçıvan bu araştırmada şiirlere ilişkin de oldukça seçici ve titiz davrandı. Neredeyse her dört satırı biraya getirip şiir veya türkü olarak Karac’oğlan’a boca eden sayısız insanın oluşturduğu bu havuz fazlasıyla karışık, kimi zaman edebi bir estetikten yoksun çok fazla verinin ortaya çıkmasına nedene oldu. Araştırmacıların da hemen hepsi bunları bir varlık, kazanım sayıp hiçbir değerlendirme veya edebi/estetik süzgeçten geçirmeden Karac’oğlan geleneğine aktardı. Bu ise, işleri fazlasıyla karışık ve çoğu zaman da içinden çıkılmaz hale getirdi. Bütün bu sorunları farklı araştırmalarında da tespit eden yazarlar Karac’oğlan şiirindeki bu karmaşayı bir ölçüde de olsa toparlamaya ve bütünlüklü hale getirmeye çalıştılar. Muhtemelen bu düzeltmeyi tümden başarmak hiçbir zaman mümkün olmayacak. Ama en azından eldeki veriler üzerinden bunu yapmaya özen gösterdiler.
Karac’oğlan konusunda yayınlanmış tüm kitap ve makaleleri karşılaştırmalı olarak değerlendirip hazırladıkları bu kitaptaki şiir sayısı yine de ötekilerden fazla oldu.
Müzikal anlamda tüm öteki aşıklardan/şairlerden daha geniş bir yelpazede karşılık bulan Karac’oğlan şiirleri, türkü, şarkı, rock, pop gibi birçok farklı tarzda bestelenip yorumlandı. Bu anlamda araştırma, edebi açıdan olduğu kadar müzikal bakımdan da ele alınarak 200 kadar ses kaydından oluşan bir ‘Karac’oğlan Külliyatı’ hazırlanarak kitap içinde verilen QR kodlar üzerinden dinlenebilir hale getirildi. Böyle bir yöntemin dünya literatüründe bu şekilde kullanılıp kullanılmadığını tespit etmemiz mümkün olmadı. Ancak Türkiye’de ilk kez Bekir Karadeniz’in araştırmalarında kullandığı bu yöntem Karac’oğlan araştırmasında da uygulanarak sadece kitap değil aynı zamanda multimedya bir içeriğe dönüştürüldü.

